YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3495
KARAR NO : 2011/4454
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.09.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murisleri …’in davalılardan 09.10.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 431 sayılı parselden 44 m2 yeri satın aldığını, zilyetliğin devredildiğini, davalıların iştiraki çözüp devir yapmadıklarını belirterek tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemiştir
Mahkemece, taşınmazın tapu kaydında iştirak çözülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verilebilmesi için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satış vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Bu durum, satışı vaat edilen taşınmazın tapusunda temliki tasarrufu engelleyen bir kaydın bulunması veya 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmüne aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi ya da vaade konu taşınmazın bir başka mahkemede mülkiyet uyuşmazlığına konu olması halinde de geçerlidir.
Bu genel açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında;
431 parsel sayılı taşınmaz tapuda davalıların murisi … … adına kayıtlıdır. Tapu maliki …’nın dosya içinde bulunan veraset belgesine göre tüm mirasçıları taşınmazı davacıların murisi …’e satış vaadinde bulunmuşlardır. İştirak dışında kalan ve satış vaadinde bulunmayan mirasçı olmadığına göre iştiraki bozan bir durum yoktur. Mirasçıların tamamı tarafından satış vaadinde bulunulduğuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.