YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2992
KARAR NO : 2011/4496
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.09.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, 29.07.2008 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine dair verilen 05.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Samsun Noterliğinin 19.01.2004 tarihli ve 1361 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi uyarınca 2220 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1.kat, 1 no’lu bağımsız bölümündeki davalı hisselerini satın alıp bedelini ödediğini belirterek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Ancak davacı davasını ıslah ederek davalıların dava konusu bağımsız bölümdeki hisselerinin satış vaadi sözleşmesi ile davacıya satıldığının ve bu hisselerin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Cevap veren davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece satış vaadi sözleşmesine göre yapılan satışın geçerli olduğu ancak taşınmazın elbirliği halinde mülkiyete tabi olduğu, bu nedenle ifanın mümkün olmadığı gerekçe gösterilerek dava reddolunmuştur.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Görüldüğü üzere, davadaki istem tespite yönelik bulunduğundan davacının tespit istemekte hukuki yararının bulunup bulunmadığının tartışılması gerekir.
Davalının bir şey yapmaya, vermeye veya belirli şeyleri yapmamaya mahkum edilmesi istemli eda davaları ile davacının mevcut bir hukuki durumunun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasını istediği inşai davalara ilişkin yasal düzenlemeler pozitif
hukukumuzda yer almasına rağmen, genel olarak “bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine dair olan davadır” şeklinde tanımlanan tespit davalarına ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda genel bir düzenleme yer almamaktadır. Tespit davalarından İcra İflas Kanununun 72.maddesinde söz edilmiş, ayrıca bazı hallerde de maddi hukuk tespit davasını bizzat düzenlemiştir. Bu hallerde, tespit davası yasal düzenlemedeki koşullar da incelenerek sonuçlandırılabilmektedir. Ancak, İcra İflas Kanunu ve maddi hukukun düzenlemeleri dışında açılan tespit davalarının dinlenip dinlenemeyeceği uygulamada ve doktrinde tereddütlere yol açmıştır.
Gerçekten, eda veya inşai dava açılması olanağının bulunmadığı ya da bu tür davalarla hukuki korumanın sağlanamayacağı haller söz konusu olabilir. Diğer bir anlatımla, davacının bir hukuki ilişkinin tespitinde hukuki yararının bulunması halinde bu hukuki ilişkinin tespitini isteme olanağı bulunmalıdır. Aslında eda davasının içinde tespit istemi de yer almaktadır. Davalı aleyhine eda hükmü kurabilmek için öncelikle hukuki ilişkinin tespiti zorunludur. Eda davasında verilen hüküm iki aşamalı olup tespit ve edayı içermektedir. Ancak yukarıda da değinildiği gibi hak sahibinin her zaman eda davası açması koşulları bulunmayabilir. Bu nedenlerle doktrinde kabul edildiği gibi (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul, 2000 s.324 vd. Baki Kuru, Tespit Davaları, Ankara 1963 s.12 vd.), uygulamada da tek başına açılan tespit davalarının dinlenebileceği kabul edilmiştir. Bu husus “Tespit davası da eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerideki hukuki ilişkinin belli edilmesi bakımından kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası açılabilir….” şeklindeki 07.07.1965 tarihli 1965/5-1965/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi eda veya inşai dava açma olanağının bulunmadığı hallerde hukuki ilişkinin tespiti için tespit davası açılabilmektedir.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Davacı “kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulmadan ve bağımsız bölüm ayrı bir taşınmaz niteliği kazanmadan önce de bağımsız bölümün satışı vaadi geçerli olması nedeniyle tapu iptali ve tescili isteminde bulunabilir…” şeklindeki 1978 tarih 4/4 sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararında da açıkça belirtildiği üzere satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası (eda davası) açabileceği için yargı yerinden tespit
isteminde bulunulamaz ise de mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibari ile doğru olduğundan hüküm gerekçesinin HUMK’nun 438/VII maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.