YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1767
KARAR NO : 2011/3201
KARAR TARİHİ : 14.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı taşınmazında bulunan ağaçların kendi taşınmazının deniz manzarasını kapattığını belirterek vaki müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemi ile açılmıştır.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda; mahkemece yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında; “Davalı taşınmazındaki ağaçların davacıya ait taşınmaz ile üzerindeki binaların manzarasını kapattığı, bu durumun, komşuluk hukuku çerçevesinde komşuların birbirlerine göstermeleri gereken katlanma ve hoşgörü sınırlarını aşacak şekilde bir müdahale olduğu, manzarayı kapatan ağaçların üst kısımlarından bulundukları yere göre 1-3 metre kesilip budanmak suretiyle giderilebileceği” görüşüne yer verilmiştir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporu somut verilerden uzak ve hüküm kurmaya yeterli değildir. Bilirkişi, ağaçların davacının manzarasını kapattığını belirtirken, ağaçlar kroki üzerinde işaretlenmemiş ağaçların davacının taşınmazının hangi bölümünün manzarasını ne kadar kapattığı raporda gösterilmemiş, ağaçların komşuluk hukuku çerçevesinde komşuların birbirlerine göstermeleri gereken katlanma ve hoşgörü sınırını ne şekilde aştığı belirtilmemiştir.
Mahkemece fen, ziraat ve hukukçu bilirkişiler refakatinde yeniden keşif yapılarak düzenlenecek raporda; davalıya ait ağaçlar kroki üzerinde gösterilmeli, dava konusu ağaçların davacının taşınmazının hangi bölümlerinin manzarasını ne ölçüde kapattığı belirlenmeli, temyiz denetiminin yapılabilmesi için dava konusu yerin fotoğrafları çekilmelidir. Tüm bunlar yapıldıktan sonra, davacının manzarasının kapatıldığı sonucuna varılırsa bu durumun komşuluk hukuku açısından katlanılabilir sınırlar içerisinde olup olmadığı somut verilere dayalı olarak değerlendirilmedir.
Mahkemece bu yönler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırma ve bilirkişilerin yetersiz raporu ile istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.