Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/2157 E. 2011/3295 K. 16.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2157
KARAR NO : 2011/3295
KARAR TARİHİ : 16.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.01.2010 gününde verilen dilekçe ile tapuda hisse düzeltimi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1176 sayılı parselde paylı malik olduğunu, davalının tapuda işlem yaptığı sırada gerçekte 1839 payı olmasına rağmen tapu idaresi tarafından kendisine 3678 pay verildiğini, payının haksız yere çoğaltıldığını belirterek, payının düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu doğrultusunda dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Davada tapu kütüğü üzerinde yapılan işlem esnasında kütüğe aykırı tescil yapıldığı iddiasına dayanılmıştır. Gerçekten, Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesi uyarınca kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazım söz konusu ise düzeltilmesi için ilgililerin olurlarının alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine ilgililerden birinin yazılı oluru bulunmazsa müdür Defterdarlık veya Malmüdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını talep edebilir. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde ise bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re’sen dava açılabilir. Görülüyor ki, kütük üzerinde belgelere aykırı tescilin varlığı halinde dava açabilecek makam kaydın malikleri değil tüzükte belirtilen yönteme uyulmak koşuluyla Defterdarlık veya Malmüdürlüğü, Hazine avukatı bulunmayan yerlerde ise doğrudan müdürlüktür. Kısaca, davacı paydaşın eldeki davayı açmakta aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılan bu saptama gözetilerek davanın açıklanan bu nedenlerle reddi yerine çekişmenin esası incelenerek hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 16.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.