YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9324
KARAR NO : 2011/10461
KARAR TARİHİ : 14.09.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.08.2007 ve 31.05.2010 gününde verilen dilekçeler ile geçit … kurulması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_
Davacı, maliki bulunduğu 366 parsel sayılı taşınmazın yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 261 ve 265 parsel sayılı taşınmazlardan geçit … kurulmasını istemiştir.
Davalı …, davalının 363 ve 364 parsel sayılı taşınmazları kullanarak taşınmazına ulaştığını savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, geçit için belirlenen en uygun güzergahtaki taşınmazların maliklerine karşı dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizce, özetle “…davalılara ait taşınmazların bütünlüğünün bozulduğu ve en uygun seçeneğin fen bilirkişi raporunda üçüncü seçenek olarak … renkle işaretlenen dava dışı kişilere ait 263 ile 364 parsel sayılı taşınmazlardan geçen yol olduğu, bu parsel maliklerinin de dava edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içinde mevcut 27.05.2009 tarihli fen bilirkişisi raporunda, davacı parselinin kuzeyinde gösterilen yolun paftasında yer alıp almadığı, geçit kurulması için elverişli olup olmadığı araştırılmamıştır. Ayrıca, davacıya ait 366 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu saptandığında diğer seçenekler değerlendirilerek, geçide elverişli olduğu belirlenen parsel malikleri hakkında usulüne uygun dava açılarak bu dava ile birleştirilmeli ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Davacı, 263, 364 ve 365 parsel sayılı taşınmaz malikleri aleyhine geçit … istemiyle ayrı dava açmış, açılan bu dava eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Birleştirilen davanın davalısı Hazine 364 parsel sayılı taşınmazın spor tesisi yapılmak üzere Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne tahsis edildiğini, 263 ve 365 parsel sayılı taşınmaz malikleri … ve … ise taşınmazlarının meyve bahçesi olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davacı parselinin kuzeyindeki tescil harici kesimde bulunan ve paftaya işaretli olmayan fiili yolun en uygun güzergah olduğu ve bu yeri tescil ettirmesi için davacıya önel verilmiş, davacının tescil davası açmayacağını bildirmesi üzerine de davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/A maddesi uyarınca yollar kamu hizmetine ayrılmış yerlerden olduğundan tescile tabi değildir. Tescil edilmesi mümkün olmayan taşınmazın tescili için davacıya önel verilip, tescil davası açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kaldı ki, tescil davası açılması için önel verilen taşınmaz kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılmıştır.
Yapılan yargılamalar sırasında coğrafi koşullar ve büyük kayalar bulunması nedeniyle davalılara ait taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğü bozulmadan taşınmaz sınırlarını takip etmek suretiyle kurulacak güzergahtan genel yola ulaşmanın mümkün olmadığı saptanmıştır. Davacıya ait taşınmazın genel yola bağlantısı olmadığından mutlak geçit ihtiyacı içindedir. İlke olarak, uygun güzergah saptanırken aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmaması gerekir ise de, başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi gösterilmek suretiyle saptanacak en uygun güzergahtan geçit … kurulması mümkündür.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, uzman bilirkişiler aracılığı ile mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapmak, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmek suretiyle davacı tarafından masraf yapılmasını gerektirse dahi davalıların taşınmazlarının en az zarar göreceği en uyğun güzergahı saptamak ve saptanan bu güzergahtan davacı taşınmazı yararına geçit … tesis etmek olmalıdır.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 14.09.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.