YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/239
KARAR NO : 2011/1535
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.08.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, babasının evlatları arasında sağlığında miras payına mahsuben mal paylaşımı yapacağını belirterek, kendisine bıraktığı taşınmazlara iyiniyetli olarak bina yaptığını ve bağ omcası diktiğini, bu taşınmazların davalı kardeşinin babasına baskısı ile davalıya devredildiğini, taşınmazlardaki yapı ve bitki değerlerinin zemin değerinden fazla olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı 129 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların muhik bir tazminat karşılığı adına tescilini istemiş, 30.12.2008 tarihli dilekçe ile de, dava konusu taşınmazların 129 ada 6, 7, 8, 9 ve 130 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu belirtmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 129 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu m. 684. ve 718 hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni
Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiası ileri sürülebilir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazların geldisi olan 4798 parsel sayılı taşınmaz tam pay tarafların babası adına kayıtlı iken, ifraz öncesi dava dışı üçüncü kişilere satılmıştır. Anılan kök taşınmazın 12.10.1990 tarihinde oluşan parsellere de davalı dava dışı üçüncü kişilerden satın alma yoluyla 16.10.1990 tarihinde paydaş malik olmuştur. Edinilen bu taşınmazların 16.11.1992 tarihindeki imar ile de dava konusu taşınmazlar oluşmuştur. Keşif sırasında dinlenen taşınmazın ilk maliki tarafların babası, dava konusu taşınmazı ev yapması için davacıya 1980 yıllarda verdiğini beyan etmiş, davacı da, 31.01.1984 tarihinde yeni yaptığı evine elektrik bağlanması için belediyeye müracaatını gösterir dilekçeyi kanıt olarak sunmuştur. Hükme esas alınan 20.05.2009 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan bağ omcalarının 8-10 yaşlarında olduğu bildirilmiştir. Tarafların babası olan önceki malik Hacı Emria Çelik tarafından da taşınmazların iradesi dışında üçüncü kişilere devredildiğine ilişkin açtığı bir dava da bulunmamaktadır. TMK’nun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Eldeki davada, dava konusu taşınmazlara bina yapıldığı ve bağ omcalarının dikildiği tarihte davalı malik olmadığından davanın reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.