Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/14786 E. 2011/9890 K. 23.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14786
KARAR NO : 2011/9890
KARAR TARİHİ : 23.06.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat … ‘un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı şirketle imzalanan “… Evleri Villa (Konut) İnşaat Yapım ve Taşınmaz Devir Hizmet Sözleşmesi” gereğince davalı şirketin, 12 dönüm alan içinde bulunan …, … Mahallesi, pafta 112, ada 725, 91 parseldeki … Evleri … no’lu villayı kendisine sattığını, 620.000 Dolar + KDV olan satış bedelini ödediğini, ne var ki 12 dönümlük bir koru içinde park, tenis kortu, voleybol, basket sahaları ve ortak alan olarak planlanan site alanının 4 dönümlük bölümünün davalı şirkete ait olmadığının anlaşıldığını, söz konusu bu alanın … Belediyesince park alanı olarak değerlendirildiğini, oysa ki davalı şirket tarafından gerek sözleşmede gerekse internet sitesinde, sözü edilen 4 dönümlük arazinin de, site içinde bulunacağının ve sosyal ve sportif tesisler olarak kullanılabileceğinin taahhüt edildiğini, villanın bu koşullarla ve fiyatla satılması nedeniyle satış bedelinin de, taşınmazın değerinde ortaya çıkan eksiklik oranında indirilmesi gerektiğini, bu miktarın da satış bedelinin 1/3’ü olan 206.000 Dolar + KDV’ye isabet ettiğini ileri sürerek, taşınmazın değerinde meydana gelen eksikliğin tespiti ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1000,00 YTL’nin, taşınmazın teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; birleşen 2010/642 Esas sayılı dosyada ise, bilirkişi Raporunda tespit edilen meblağ dikkate alınarak 163.479,50-TL alacağın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket, davacının herhangi bir itirazda bulunmadan teslim tutanağını imzaladığını, İmar Kanunu uyarınca taşınmazın bir kısmının 9.6.2003 tarihinde zorunlu olarak Belediyeye terk edildiğini, teknik şartnamede sosyal ve sportif tesislerin terk edilen bu alanda yapılmasının, Belediyeden kiralanması kaydına bağlandığını, basiretli bir tacirden beklenen tüm gayreti göstermelerine rağmen Belediyenin söz konusu yeri kamuya açık park alanı olarak düzenlediğini, olayda sözleşmenin 9.1. maddesinde belirtilen mücbir sebebin söz konusu olması nedeniyle de davacının herhangi bir talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 16.03.2009 gün, 2008/10412 E., 2009/3343 K. sayılı ilamı ile hükmün, “.. dava konusu olayda 4077 sayılı yasada düzenlenen ayıplı ifa değil, eksik ifa söz konusu olup, 4077 sayılı Yasanın 30. maddesine göre, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, sözleşmeden kaynaklanan edimin ifasındaki dava konusu eksiklikler nedeniyle davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği kabul edilmelidir. O halde mahkemece işin esası incelenerek, konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığı ile, davacının satın aldığı villanın, sözleşme ve teknik şartnamede belirtilen, internet sitesinde satışa arz edildiği şekli ile sosyal ve sportif tesislerin yapılmış olması ile, hali hazırdaki durumuna göre davacının isteyebileceği bedel indirimi miktarı, 4077 Sayılı Yasanın 30. maddesi delaletiyle Borçlar Kanunun 202. maddesi hükmü kapsamında taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli raporla tespit edilerek, tespit edilecek bu değer farkının ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, olayda ayıplı ifa söz konusu olmadığı halde, mevcut ayıpların teslimden itibaren 4077 sayılı yasanın 4. maddesinde belirtilen 30 günlük süre içinde satıcıya bildirildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; “Esas dosya ile birleşen … 2. Tüketici Mahkemesinin 2010/642 esas 2010/343 karar sayılı dosyası yönünden davanın kabulü ile, davalının sözleşme ile üstlendiği edimini eksik olarak yerine getirdiğinin tespitine, eksik ifa konutun değerinde düşüşe neden olduğundan 164.479,50-TL’nin konutun satış bedelinden tenzili ile 1.000-TL sinin dava tarihi olan 15.05.2007 dava tarihinden itibaren, 163.479,50-TL sinin davanın ıslah tarihi 2010/14786-2011/9890
olan 02.06.2010 dava tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak işlemiş faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine”, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davacının talep edebileceği tazminat miktarı hesaplanırken taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan satış bedelinin esas alınması gerekir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları sözleşmedeki bedelin esas alınacağı şeklindedir. Mahkemece, bu konuda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde konutun piyasa değeri tahmin ve takdir edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davacı, asıl ve birleşen dava dilekçesinde, alacağın avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece alacağın yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Davalı, tacir olduğuna göre taraflardan biri için ticari sayılan … diğer taraf içinde ticari sayılır. Buna göre alacağın avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA,(3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 7.340,00 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 23.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.