YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1536
KARAR NO : 2022/93
KARAR TARİHİ : 11.01.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesi tarafından davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar ve davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
I. DAVA
Davacılar, kök mirasbırakan …’in 6837 ada 6 parsel sayılı taşınmazın öncelikle 138/392 payını dava dışı üçüncü kişilerden satın almak suretiyle davalı adına tescil ettirdiğini, bedelin mirasbırakan tarafından ödendiğini, daha sonra ise adına kayıtlı aynı parseldeki 254/392 payını davalı ikinci eş …’ye satış suretiyle devrettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazdaki 138/392 payı dava dışı üçüncü kişilerden bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, 254/392 payın ise mirasbırakan tarafından 20 yıl önce devredildiğini, bu durumun davacıların bilgisi dahilinde olduğunu, devir karşılığında bedelin mirasbırakana ödendiğini, muvazaanın olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26/09/2019 tarihli ve 2017/281 E., 2019/306 K. sayılı kararıyla; 254/392 payın temlikinin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığı gerekçesiyle bu pay yönünden davanın kabulüne, 138/254 pay yönünden ise mirasbırakan tarafından yapılan bir devrin olmadığı, bahse konu payın dava dışı üçüncü kişiden satış suretiyle davalı adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili, mirasbırakan tarafından çekişme konusu 6837 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 138/392 payın dava dışı üçüncü kişiden bedeli ödenmek suretiyle satın alınarak tescil kaydının davalı adına oluştuğunu ev hanımı olan davalının gelirinin bulunmadığını, bahse konu payı alabilecek mali güce sahip olmadığını, 138/392 pay yönünden de muvazaa iddiasının ispatlandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili, devir tarihi üzerinden yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığını, devrin minnet duygusuyla yapıldığını, muvazaanın olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesine ait 254/392 paya yönelik hükmün kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 16/02/2021 tarihli ve 2020/1028 E., 2021/265 K. sayılı kararıyla; dava konusu 6837 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı olan 254/392 payın mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak davalı ikinci eş …’ye devredildiği, 138/392 pay yönünden ise mirasbırakan tarafından yapılan bir devrin olmadığı, bahse konu payın davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiden satın alındığı, bu nedenle muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin hükmün ret kısmına ilişkin açıkça bir istinafının olmaması nedeniyle davacılar vekilinin katılma yoluyla istinaf hakkının bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nın 348/2.maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiş, ancak hükümde iptal ve tesciline karar verilen pay oranları belirtilmediği gerekçesiyle, davacılara ait miras pay oranlarına atıf yapılmak suretiyle hüküm kısmı düzeltilerek yeniden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili, çekişme konusu taşınmazdaki devredilen payların tamamının muvazaalı olduğunu, davalının hiç bir gelirinin bulunmadığını, mirasbırakanın asıl amacının ilk eşinden olma çocuklarından mal kaçırmak olduğunu ileri sürerek, hükmün (138/392 pay yönünden) bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili, eldeki davanın davacılar tarafından devir tarihi üzerinden 20 yıl geçtikten sonra açıldığını, mirasbırakanın son zamanlarında yatağa bağımlı hale geldiğini ve her türlü bakım ve gideri ile davalının ilgilendiğini, bedeli ödenmek suretiyle dava konusu taşınmazın satın alındığını, davalının ailesinin durumunun iyi olduğunu, muvazaanın olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun 706., Türk Borçlar Kanunu’nun 237. (Borçlar Kanunu’nun 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3) paragrafta gösterilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacılar ve davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21.40 TL bakiye onama harcının davacılardan, 9.260,67 TL bakiye onama harcının ise davalıdan alınmasına, 11/01/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.