YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1329
KARAR NO : 2011/2901
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 30.01.1952 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Cevap veren davalılar, kesin hüküm bulunduğunu sözleşmenin zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 30.01.1952 tarihli sözleşmenin geçerli bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi özelliğini taşımadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
04.06.1956 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı ve HUMK’nun 76. maddesinde belirtildiği üzere hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakalar ve netice-i talepleri ile bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ile ve onların vasıflandırmalarıyla bağlı değildir. Dolayısıyla dava dilekçesinde davacıların 30.01.1952 tarihli sözleşmeyi “taşınmaz satış vaadi sözleşmesi” olarak nitelendirmeleri hakimi bağlamaz.
Gerçekten anılan sözleşme incelendiğinde malik …’nın mirasçısı olan … ve …’nin 359 sayılı parseldeki …’dan intikal edecek paylarını davacıların murisi …’na temlik ettikleri görülmektedir. Bu özelliği itibariyle sözleşme Türk Medeni Kanununun 677. maddesinde tanımlaması yapılan miras payı üzerinde yapılmış bir sözleşmedir. Bu hüküm uyarınca terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. 24.05.1985 tarihli ve 2/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da mirasın taksiminden önce terekeye dahil belli bir taşınmaz maldaki miras hakkının diğer mirasçılara temlikine ilişkin sözleşmenin geçerli olması için temlik edenin terekedeki tüm miras haklarını kapsaması gerekmediği, mirasçılar arasındaki sözleşmenin yazılı yapılmasının sözleşmeye geçerlilik kazandıracağı ve böyle bir sözleşmenin iştirak hali bozulmadan tapuda işlem yapılmasını sağlayacağı kabul edilmiştir.
Davacılar Türk Medeni Kanununun 677. maddesine dayanarak belli bir taşınmaz maldaki miras hakkının kendilerine temlik edildiğini ileri sürüp mülkiyetin aktarılmasını isteyebilirler.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacının tapu iptali ve tescil davasının esasına girerek inceleme yapmak ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 08.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.