Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/403 E. 2011/1349 K. 07.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/403
KARAR NO : 2011/1349
KARAR TARİHİ : 07.02.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.03.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayalı geçit irtifakı tesisi istemine ilişkindir.
Davalılardan 6 sayılı parsel maliki Yaşar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişilerin 26.07.2010 tarihli raporu ekindeki kroki dikkate alınarak davacının 3253 sayılı parseli yararına 878, 6 ve 7 sayılı parseller üzerinden 3,5 m genişliğinde geçit kurulmuştur.
Hükmü, davalılardan Yaşar temyiz etmiştir.
Dosyada 3253 sayılı parsel ve civarındaki parselleri gösteren pafta bulunmadığından, 3253 sayılı parselin mutlak veya nispi geçit ihtiyacı bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Öncelikle, 3253 sayılı parsel ve civarındaki parselleri gösterir geniş bir pafta sağlanarak 3253 sayılı parselin geçit ihtiyacı olup olmadığı araştırılmalıdır.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. 878 sayılı parsel tapuda Abdullah Barman adına kayıtlıdır. Dolayısıyla, Abdullah Barman ölmüşse tüm mirasçılarının davada taraf durumunu almaları zorunludur. Oysa, bu kişiye ait mirasçılık belgesi veya mirasçılarını gösterir aile nüfus kayıt tablosu getirtilmediğinden, tüm mirasçılarının davada taraf olup olmadıkları da anlaşılamamaktadır. Bu yön üzerinde de durulması gerekir.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, geçit davalarında davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. Getirtilecek geniş paftada, davacı parselinin geçit ihtiyacı olduğu saptanırsa, başka alternatifler üzerinde de durulmalı, geçit komşuluk hukukunun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi gereği mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Mahkemece uygun geçit güzergahı yeterince araştırılmamıştır.
Diğer taraftan, usul hukukunda davaya dahil etme yoluyla bir kimse aleyhine davanın tarafı imiş gibi hüküm kurulmasına olanak yoktur. 7 parsel sayılı taşınmazın maliki …’in harçsız dilekçeyle davaya dahil edilerek aleyhine hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Karar, açıklanan bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; Dairemizin kararlılık kazanan uygulamasına göre geçit davalarında, geçit eninin en çok 2.5-3 m olacağı benimsendiği halde, gerekçesi gösterilmeden geçit eninin 3,5 m olarak saptanması, ayrıca 7 sayılı parseli bölecek şekilde geçit kurulması da yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.