YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3927
KARAR NO : 2011/15294
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullandığını, kendisinden 2000 TL kullandırım masrafı adı altında para alındığını, sözleşmenin standart sözleşme olup, haksız şart içerdiğini ileri sürerek, 2000 TL.nın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, 2000 TL.nın ödeneceğinin sözleşmede kararlaştırıldığını, haksız şart niteliğinde bulunmadığını, yasal mevzuatın kendilerine bu imkanı verdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının kullandığı kredinin geri ödeme miktarının sözleşmede yazıldığı, muğlak ifadeler ile yazılan 2000 TL.nın hesaba katılmadığı, muğlak ifadelere dayalı olarak belirtilmiş şarta göre para alınmasının haksız şart niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki davada, davalı banka tarafından kullandırım masrafı olarak alınan 2000 TL.nın iadesini istemiş ve bu miktarın alınmasının haksız şart niteliğinde bulunduğunu ileri sürmüştür.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve “Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden
2011/3927-15294
hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir … ” hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde “satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır” hükmü getirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 9.11.2009 tarihli sözleşme öncesi bilgi formunun 6.maddesinde “müşteri kredinin kullandırılması esnasında bu krediden doğan ve banka tarafından talep edilecek tüm ücret, komisyon ve masrafları ödemeyi kabul eder. Bunlar tahsis komisyonu/dosya ücreti, ekspertiz ücreti, sigorta erken ödeme, vergi, resim ve harçlar vs. …dir. Toplam diğer giderler tutarı 2000 TL (tahsis ve ekspertiz ücreti) dir” düzenlemesi mevcut olup, benzer hükmün akdedilen konut finansman sözleşmesinin 12.maddesinde de bulunduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı banka sadece kredinin geri verilmesi için zorunlu olan masrafları tüketiciden isteyebilir. Kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükü ise davalı bankaya aittir. Aksi halde, toplam diğer giderler başlığı altında maktuen belirlenen bir miktarın tüketiciden alınacağına dair hüküm yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart niteliğinde olur. Hal böyle olunca, davalı bankadan bu yönde delilleri sorulup alındıktan sonra, konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan kredinin kullanılması için zorunlu masrafların neler olduğunun ve miktarının tesbiti bakımından rapor alınması ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın (2) numaralı bent uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.