YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8438
KARAR NO : 2011/10415
KARAR TARİHİ : 13.09.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.07.1996 gününde verilen dilekçe ile geçit … kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.02.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, geçit … tesisi istemine ilişkindir.
Mahkemece hasımsız açılan dava kabul edilmiş, davada taraf olmadığı halde haklarında hüküm kurulan kişilerin temyizi üzerine karar Dairemizin 05.12.2006 günlü ilamıyla davalının dava dilekçesinde taraf gösterilmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş, aleyhine geçit kurulan taşınmaz malikleri davaya dahil edilmek suretiyle dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılardan Hazine temyiz etmiştir.
Görüldüğü üzere Dairemizin bozmaya ilişkin ilamı, HUMK’nun 179.maddesindeki biçime uygun düzenlenmemiş olması sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin bozmasına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay ilamına uyma kararı ile temyiz eden taraf lehine ve diğer taraf aleyhine bir usuli kazanılmış hak meydana gelir. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, artık bu hak ne mahalli mahkemece ne de Yargıtayca ihlal olunabilir. Kısaca bozma kararına uyan mahkemenin, bozma ilamında gösterilen hukuki nedenler gereğince karar verme zorunluluğu bulunmaktadır. Diğer taraftan, usul hukukunda istisnalar dışında bir kimsenin davaya dahil edilmek suretiyle aleyhine hüküm kurulmasına da olanak bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bozmaya ilişkin Dairemizin 05.12.2006 tarihli ilamında belirtilen biçimde hüküm kurulması gerekirken, civarındaki parsellerin maliklerinin davaya dahil edilmesi suretiyle çekişmenin esasının incelenerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; dava, belediye tarafından bir kamu yararının gereğini yerine getirmek üzere özel hukuk ve kamu tüzel kişisinin hasım gösterilerek geçit ihtiyacı sebebiyle açılmış olup, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1.maddesine göre kamu yararını gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların idarece kamulaştırılması veya 4.maddeye göre bu mallar üzerinde idarenin irtifak … kurması mümkün bulunduğundan, davacı idarenin genel hükümlere ve bu arada Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanarak eldeki davayı açmasında hukuki yararı da bulunmadığından mahkemece bu hususun gözetilmemiş olması da yerinde değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 13.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.