Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8624 E. 2012/1164 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8624
KARAR NO : 2012/1164
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacılar … , …, …, … …ve … vekili müvekkillerinin murisi 28.11.2003 günü ölen …’ın çekişmeli 9 parça taşınmazını, davalı oğlu …’a vasiyet ettiğini, saklı pay kurallarının ihlal edildiğini belirterek davalılar … ve … hakkında tenkis davası açmış, 10000 TL tenkis alacağının ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini istemiştir. Davalı taraf hak düşürücü sürenin geçirildiğini iddia ederek açılan davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda kesin süre içerisinde bilirkişi masraflarının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretleri ile raporların tebliği için gerekli tebligat masraflarını yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Kesin süre ve sonuçlarını ihtiva eden davetiye 13.5.2001 günü davacı vekilinin sekreterine tebliğ edilmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 17. maddesinde muhatabın belirtilen adreste bulunmadığının anlaşılması halinde işçisine tebligat yapılabileceği belirtilmiştir. Sözü edilen madde, işçi ya da sekreterine yapılacak tebligatın ancak ilgilinin bulunmadığının mazbataya dercedilmesinden sonra mümkün olabileceğini amir olup, somut olayda davacılar vekilinin tebliğ sırasında işyerinde olmadığına ilişkin bir açıklığın bulunmaması nedeniyle yapılan tebligat usulsüzdür. Aynı Kanunun 32. maddesi gereğince usule aykırı olarak tebligat yapılması halinde muhatabın bildirdiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi zorunludur. Hal böyle olunca tebliğ tarihi olarak bildirilen 07.06.2011 tarih esas alındığında verilen 20 günlük süre dolmadan, kesin sürenin gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 13.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.