YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15411
KARAR NO : 2010/9895
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
MAHKEMESİ : … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya 24.07.2004 tarihli yazılı belge ile 50.000 USD borç verdiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi yaptığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davacıya borçlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 13.07.2007 tarih, 2006/210 Esas ve 2007/290 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı tarafından yapılan temyizi üzerine dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen bozma kararında, Davacı Karz hukuki ilişkisine dayanmış olmakla, iddiasını ispat için de “24.7.2004 tarihli sipariş fişi başlıklı altında da davacının teslim eden, davalının teslim alan … ibaresi ile gösterildiği ve her iki tarafın imzaları bulunan belgeye dayanmıştır. Davalı belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte, davacının kendisine ait şirketten getirdiği paranın elden teslimi sırasında tanzim
edilen belge olduğunu savunmuştur. Gerçekten de bahis konusu belge üzerinde paranın davalıya borç olarak verildiğine veya davalı tarafından borç olarak alındığına dair herhangi bir ibare ve açıklama bulunmamaktadır. Davacı karz hukuki ilişkisini ispat etmek zorundadır. Davacının dayandığı belge iddiasını ispat için yeterli değil ise de, HUMK 292 maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğindedir. Bu durumda davacıdan buna ilişkin diğer tüm delilleri ve varsa şahitleri, sorularak tüm delilleri toplanarak sonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak, yapılan yargılamada davacı tarafından gösterilen tanıkların beyanlarına başvurulmuş olup,tanık beyanlarında taraflar arasında genel olarak borç ilişkisi olduğu ve davacı tarafından davalının ortağı olduğu şirkete ait malların satışının da yapıldığı beyan edilmekle birlikte, davacı tarafından karz ilişkisinin dayanağı olarak gösterilen yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgeye konu bedelin,borç olarak davalıya verildiğine ilişkin tanıkların somut olarak bilgi ve görgülerinin olmadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca davacının karz ilişkisini ispatlayamadığı kabul edilerek davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.086.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.