Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/16406 E. 2013/11852 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16406
KARAR NO : 2013/11852
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, ulusal bayram genel tatili, fazla çalışma ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.05.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … Kaya geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde 01.09.2006-28.02.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık haklı nedenine dayanılarak feshedildiğini, hak kazandığı tüm işçilik alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma iddiasını tanık beyanları ile ispatladığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2-İş sözleşmesinin, işçinin devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günii yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde, işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkanı vermez. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde, işverenin derhal ve haklı nedenle fesih imkanı bulunmamaktadır. İşçinin hastalığı, aile fertlerinden birinin ya da yakınlarının ölümü veya hastalığı, işçinin tanıklık ve bilirkişilik yapması gibi haller, işe devamsızlığı haklı kılan nedenlerdir. Mazeretin ispatı noktasında, sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece özel sağlık kuruluşlarından alınan raporlara da değer verilmelidir.
Somut olayda, davalı işveren davacının 04.02.2011-15.02.2011 tarihleri arasında rahatsızlığı sebebiyle raporlu olduğunu, istirahat bitimi olan 16.02.2011-17.02.2011 tarihlerinde davacının herhangi bir mazeret yada rapor bildirmeksizin işe gelmediğini, 18.02.2011-26.02.2011 tarihleri arasında da raporlu olan davacının 27.02.2011 tarihinden sonrada işe devam etmediğini, iş sözleşmesinin bu sebeple 08.03.2011 tarihinde feshedildiğini ileri sürmüştür.
Davacının rahatsızlığı sebebi ile 04.02.2011-15.02.2011, 18.02.2011-22.02.2011 ve 22.02.2011-26.02.2011 tarihleri arasında raporlu olduğu dosya içerisindeki belgeler ile sabittir. Davalı işveren, devamsızlık savunmasına ilişkin devamsızlık tutanakları ibraz etmiştir. Her ne kadar işveren tarafından 28.02.2011 tarihinde düzenlenen fesih ihtarnamesi içeriği ile davacının 16.02.2011-17.02.2011 tarihlerindeki devamsızlıkların fesih sebebi yapılmadığı sabit ise de , davacının sağlık raporu sona erdikten sonra 27.02.2011-08.03.2011 tarihleri arasında işe gelmediği içeriği tanıklarca doğrulanan devamsızlık tutanakları ile ispatlanmıştır .
Mahkemece, 2011 yılının Şubat ayı sonunda, davacının raporlu olduğu dönemde, yerine işçi alındığı gerekçesi ile 27.02.2011-08.03.2011 tarihleri arasındaki döneme ilişkin düzenlenen devamsızlık tutanaklarına itibar edilmemiş ve iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız feshedildiği sonucuna varılmıştır. Ancak davacı yerine işe alındığı ileri sürülen Okan Demirci ‘ye ait işe giriş bildirgesinin incelenmesinde, bu işçinin 16.03.2011 tarihinde yani fesihten sonra işe alındığı görülmektedir. Okan Demirci davalı tanığı olarak alınan beyanında; 2011 yılının Şubat ayı sonu ya da Mart ayı başı gibi işe alındığını beyan etmiştir.
Davacı tarafça, devamsızlık tutanaklarının aksini ispat eder nitelikte bir delil ibraz edilmediği gibi, yerine daimi olarak işe alındığı ileri sürülen işçini de Mart ayı öncesinde işe başladığı tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanamamıştır. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Kıdem ve ihbar tazminatı istemleri yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususu da taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık noktasını oluşturmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı tanıkları TANSAŞ mağazası çalışanları olup, davalı iş yerinde çalışmamışlardır. Tanıklar, davacının TANSAŞ mağazasına haftada iki gün mal teslim etmek veya geri toplamak için geldiğini ve davacıyı sabah 08:00’den akşam 21:00’a kadar değişen saatlerde çalışırken gördüklerini, ulusal bayram genel tatil günlerinde de çalıştığını bildirmişlerdir. Davalı tanıkları ise, davacının haftada altı gün 08.00-15.00 saatleri arasında çalıştığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde nöbetleşe görev yapıldığını beyan etmişlerdir. Mahkemece; davacının haftanın altı günü 08:00-19:30 saatleri arasında çalıştığı ve tüm ulusal bayram genel tatil günlerinde mesai yaptığı kabul edilmiş ise, işyerinde çalışması bulunmayan davacı tanıklarının beyanları ile davacının bu alacak taleplerine ilişkin iddiasını da kesin olarak ispatlayabildiğinden söz edilemez. Davacı ve davalı tanıklarının beyanları bir arada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsiz olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmsine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.