Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/30262 E. 2013/12163 K. 24.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/30262
KARAR NO : 2013/12163
KARAR TARİHİ : 24.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş sözleşmesinin iş güvenliğini tehlikeye sokması nedeni ile haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin kendi isteği ile veya işini savsaması sonucu işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 II- ( ı ) bendinde, işçinin isteği ile ya da işini ihmal etmesi sonucu işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi hali işverenin haklı fesih nedenleri arasında gösterilmiştir.
İş güvenliği hükümleri, işçi sağlığı ve güvenliğini korumaya yönelik titizlikle uyulması gereken kurallardır. Bu konuda işverenin alması gereken tedbirlerin yanında işçinin de yükümlülükleri vardır. İşçinin kasıtlı bir davranışı ya da görevini savsaması sonucu işin güvenliği yönünden bir tehlike belirirse, işverenin derhal haklı nedenle fesih hakkı ortaya çıkar.
İşçinin bu konuda uyarılması veya hatırlatmada bulunulmasına gerek olmadığı gibi, bu konuda belli bir zararın ortaya çıkmış olması da gerekmez. Aynı bentte ayrıca düzenlenmiş olan işçinin otuz günlük ücretin tutarı ile karşılanamayacak bir zarar vermesi, işin güvenliğini tehlikeye düşürmekten bağımsız bir fesih nedenidir.
Güvenlik hizmeti veren bekçinin uyuması veya görev yerini terk etmesi, yanıcı ve patlayıcı maddelerin bulunduğu yerde yasaklanmış olmasına rağmen sigara içilmesi, basınçla ve yüksek ısıyla çalışabilir bir cihazın kontrolü ile görevlendirilen bir işçinin görevini savsaması gibi örnekler, işin güvenliğini tehlikeye düşüren davranışlara örnek olarak verilebilir.
Somut olayda; davalı işyerinde metal sabunlar işletmesi formeni olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, 25.05.2011 tarihinde, ara dinlenmelerini kanuni süreler dışında kullanması dolayısıyla üretimin başından sürekli ayrılmasının iş tanımına, çalışma el kitabı hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, iş güvenliği koşullarını tehlikeye düşürmesinin kabul edilemez olduğu, formen pozisyonunda çalışıyor olmanın getirdiği ciddi sorumluluk bilinci ile hareket etmediği ve bundan sonra görevini gereğince yerine getirmeyeceğine dair yadsınamaz bir kanı oluşturduğundan 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-ı bendinde belirtilen işçinin kendi isteği ve savsaması yüzünden iş güvenliğini tehlikeye düşürme hükmüne istinaden bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği anlaşılmaktadır. Tanıklar, davacının çalıştığı bölümde 5-6 kişi bulunduğunu ve haber vermeden görev başından ayrılma halinde iş güvenliği açısından tehlike oluşacağını ifade etmişlerdir. Davacı savunmasında görev yerini terk etmediğini iddia ettiğine göre; 6100 Sayılı HMK.’nın 31. maddesi gereğince davacı hakkında tutanak tutan Mahir Dadaş isimli çalışan tanık olarak dinlenmeli, tutanak içeriği kendisine sorulmalı, davacının gerçekten görev yerini terk edip etmediği belirlenmeli, terk söz konusu ise uzman bilirkişiler aracılığı ile işyerinde keşif yapılmalı ve davacının davranışının iş güvenliğini tehlikeye düşürüp Düşürmediği tespit edilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacının ihbar ve kıdem tazminatı talebinin kabulüne ilişkin mahkeme kararı sayın çoğunluğun görüşü doğrultusunda eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulmuştur.
İş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia eden taraf, iddiasını kanıtlama yükümlülüğü altındadır. Somut olayda iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden iddiasıyla feshedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği davalı işverence kanıtlanmış değildir.
Bozma kararında işverence düzenlenen tutanak tanıklarının dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, davalı taraf tutanakta imzası bulunanları tanık olarak göstermemiştir. Buna rağmen tutanak tanıklarının re’sen dinlenmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25.maddesinde öngörülen “taraflarca getirilme ilkesi”ne aykırı düşer. Anılan hükme göre kanunla belirtilen durumlar dışında hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Maddede dava malzemesinin ve delillerin gösterilmesi konusunda tarafların mutlak yetkisi vurgulanmıştır. Somut olayda ihbar ve kıdem tazminatı tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konudur. Bu nedenle hâkimin re’sen delil toplama yetkisinden söz edilemez.
Öte yandan, 6100 sayılı Kanun’un 31.maddesinde düzenlenen “hâkimin davayı aydınlatma ödevi” hâkimin maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlarla ilgilidir. Somut olayda belirsiz veya çelişkili bir husus bulunmamaktadır. Mahkemece ihbar ve kıdem tazminatının kabulüne ilişkin verilen kararın onanması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. 24.05.2013