YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3118
KARAR NO : 2012/1566
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “davacı …’nın dayandığı tapu kaydının revizyon görüp görmediğinin araştırılması, kaydın dayanağı olan tescil ilamı ve krokisinin getirtilerek, keşifte tescil haritası ve sit haritası uygulanmak suretiyle taşınmazın tapu kaydının kapsamında ve sit alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi, dava konusu taşınmazın sit alanında veya kültür ve koruma sınırları içinde kaldığının davacı … tarafından dava edilen bölümün tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde 2863 sayılı Yasa’nın 11. maddesinin göz önünde bulundurularak davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. madde şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda toplanmış ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gereğine” değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişinin rapor ve krokisinde (H) ve (İ) harfleri ile ve pembe fosforlu kalem ile çizerek gösterdiği 24039,70 m2’lik bölümün tespitinin iptali ile 126 ada 53 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline; beyanlar hanesine krokide (H) harfi ile gösterilen kısmın sit alanı içinde kaldığını hususunun kaydına, geriye kalan 45974,30 m2 yüzölçümü bölümün tespit gibi aynı ada ve parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, aynı rapor ve krokide (E) harfi ile gösterilen 1121,92 m2’lik, (F) harfi ile gösterilen 2314,66 m2 yüzölçümündeki bölümlerin tespitinin iptali ile 126 ada 53 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek ayrı ayrı aynı ada son parsel numaraları verilerek, tarla vasfıyla davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan ve krokide (B) harfi ile gösterilen 165,75 m2 yüzölçümü bölümün tespitinin iptali ile 126 ada 53 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesine sit alanı içinde kaldığı hususunun kaydına, geriye kalan 64.262,76 m2’lik bölümün tespit gibi aynı ada ve parsel numarası verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı …’nın dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı … yönünden ise sit alanı dışında kalan çekişmeli taşınmaz bölümü için kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacı …’un dayandığı tapu kaydının dayanağı olan tescil ilamının dosyada bulunan örneğine göre, tescil dosyasında davalı Hazine’nin taraf olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre tescil ilamının Hazine yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur. Ne var ki, fen bilirkişisi … tarafından düzenlenmiş 15/10/2010 tarihli raporda 53 sayılı parselin kırmızı renkle gösterilen bölümünün 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı belirtildiği halde, bozmadan önceki keşifte dinlenen arkeolog bilirkişi … ile bozma sonrası yapılan keşifte hazır bulunan müze araştırmacısı …’ın raporlarında, 53 parsel sayılı taşınmazın tamamının 1. derece arkeoljik sit alanı içinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bu çelişki giderilmeden fen bilirkişi raporuna değer verilerek karar verilmiş olması isabetsizdir. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için 2 arkeolog ve 1 fen bilirkişinden oluşan bilirkişi kurulu ile birlikte taşınmazın başında yeniden keşif yapılarak yöreye ait arkeolojik sit haritası ile kadastro haritası ölçekleri eşitlenmek suretiyle yerel bilirkişi yardımı ile çekişmeli taşınmaza uygulanmalı, taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı belirlenmeli, 1. derece arkeoljik sit alanı içinde kalan taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; davacılar adına tescile karar verilen bölümler dışında kalan bölüm için karışıklığa yol açacak ve infazı mümkün olmayacak şekilde sicil oluşturulması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.