Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14404 E. 2010/9509 K. 28.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14404
KARAR NO : 2010/9509
KARAR TARİHİ : 28.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat nilgün Demir gelmiş davalı tarafından gelen olmadığnıdan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı idareden satın aldığı konut için sözleşemeye aykırı olarak maliyet artışı ve şerefiye bedeli istendiğini ileri sürerek, 600.000.000 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacı daha sonra davasını ıslah ederek, dava değerini 8.107.096.683 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bakanlar Kurulunun toplu konut idaresince satılan konutlarda maliyet artışı yansıtılan konut alıcılarının taksitlerinin ve borç bakiyelerinin 2005 yılının birinci altı aylık dönem başlangıcına kadar sabitlenmesine ilişkin 2002/4702 sayılı kararnamesine ek 28.8.2002 günlü kararnamesinde; özetle bu kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde müracaat etmeleri ve bu konuda dava açmış olanların davadan feragat etmeleri şartıyla borç bakiyesi ve taksit tutarlarının 2005 yılının birinci altı aylık dönem başlangıcına kadar sabitleneceği hükmünü getirmiştir. Bahsedilen kararnamelerden faydalanmak maksadı
2009/14404-9509
ile 26.9.2003 günlü dilekçe ile davacı vekili davadan feragat ettiğini bildirmiş, dava neticesinde feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu ihtilafı çözmek için çıkarılan kararnameden faydalanmak için açılan davalardan feragat edilmesi hükmü getirildiğinden, bu amaçla feragat eden davacının davalı tarafa vekalet ücreti ödemekle sorumlu tutulmaması gerekirken yazılı şekilde davacılar aleyhine ücreti vekalete hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4.bendindeki (Davalı davasının vekille takip ettiğinden, 686.425.800 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine cümlesinin çıkartılarak, yerine aynen (davalıya ücreti vekalet takdirine yer olmadığına) cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 28.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.