YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5159
KARAR NO : 2013/2259
KARAR TARİHİ : 22.03.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar; 230 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti itirazlı iken 1991 yılında 3194 sayılı Yasa’nın 18. maddesi uyarınca kısmen imar uygulamasına tabi tutulduğunu ve bu bölümlerin 647 ada 1 ve 230 ada 6 sayılı imar parsellerine gittiğini, ancak Kadastro Mahkemesi tarafından imar uygulaması gözetilmeksizin kadastral parsel üzerinden ifrazen tescil yönünde verilen kararın kesinleştiğini, bu ilamın infaz kabiliyeti bulunmadığından tescillerin yapılamadığını ileri sürerek; 230 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 647 ada 1 sayılı imar parselinin 69/4253 payının ve 230 ada 6 sayılı imar parselinin 748/1813 payının 1/4’er pay itibariyle adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 230 ada 6 ve 647 ada 1 sayılı imar parselleri hakkındaki davanın reddine, 230 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kısmen kabulü ile taşınmazın 5250,00 m2 miktarlı olarak 1/4’er hisseli şekilde davacılar adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, dahili davalı Hazine vekili ile dahili davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli ve elverişli olmadığı gibi, kabule göre de; hüküm infaza elverişli değildir. Hemen belirtilmelidir ki, 230 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 7000 m2 olarak yapılan kadastro tespitine itiraz üzerine verilen Komisyon Kararına karşı dava açılmadan önce 17.05.1991 tarihinde 1230 m2’lik kısmının imar uygulamasına alınarak 413 m2 DOP kesildikten sonra 69 m2’sinin 647 ada 1 ve 748 m2’sinin 230 ada 6 sayılı imar parsellerine gittiği ve bu payların itirazlı olarak tescil edildikleri; komisyon kararına karşı da bazı mirasçılar tarafından açılan dava sonucu Kadastro Mahkemesi tarafından “230 ada 1 parsel nolu taşınmazın kadastro beyannamesinin iptali ile, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 875 m2’lik yerin davacılar (Nalçakan soyadlı kişiler) adlarına verasette iştirak esaslarına göre son parsel numarası verilerek, (B) harfi ile işaretli 875 m2’lik yerin mirasçı … Pastutmaz adına son parsel numarası verilerek, bakiye 6/8 hisseye isabet eden 5250 m2’lik yerin 1 parsel olarak ve 5250m21ik yüzölçümü ile verasette iştirak esaslarına göre … (eldeki davanın davacıları) adlarına tesciline” karar verildiği; eldeki davanın ise, anılan ilamın imar uygulaması nedeniyle infaz edilemediği ileri sürülerek 230 ada 1 sayılı parselin imar uygulaması sonrası kalan kısmı ile 647 ada 1 ve 230 ada 6
sayılı imar parsellerindeki anılan itirazlı paylar bakımından tapu iptal ve tescil istemiyle açıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Nevar ki mahkemece uyuşmazlığın çözümü bakımından yargılama sırasında alınan fen bilirkişi rapor ve krokilerinde, 230 ada 1 sayılı kadastral parselin aynı ada 6 sayılı imar parseliyle bitişik kısmında üçgen şeklinde gösterilen bölüm bakımından açıklama yapılmamış, başka bir ifadeyle anılan bölümün hangi parsel sınırları içerisinde olduğu ve 230 ada 1 sayılı parselin imar uygulamasına tabi tutulan bölümlerinden olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. İmar uygulaması dışındaki bölümün yüzölçümü ve hudutları konusunda hükme esas alınan kroki ile kadastro paftası ve imar haritası birbirine uygun düşmemektedir. 230 ada 1 sayılı parselin şuyulandırma sonrası kalan miktarı 5770 m2 olduğu halde, mahkemece, 230 ada 1 sayılı parselin 5250 m2 olarak ve sınırlarını dahi belirtmeksizin davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Kararın bu haliyle infaza elverişli olduğu söylenemeyeceği gibi, doğru sicil oluşturma ilkesine aykırı olduğu da tartışmasızdır. O halde, mahkemece yapılacak iş; 230 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hangi kısımlarının imar uygulamasına tabi tutulduğu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenerek; Kadastro Mahkemesi’nin kesinleşen tescil krokisine göre, imar uygulamasına girmeyen kısımların kadastral parsel olarak anılan ilam gereğince tescillerine, imar uygulamasına giren kısımlar bakımından ise, Kadastro Mahkemesi tescil ilamındaki alanlar ve paylar gözetilerek oranlama yapılmak, başka bir deyişle tescil ilamı ile üç parçaya bölünen taşınmazın hangi bölümünden ne kadar kısmın imar uygulamasına alındığı belirlenip, imara giden toplam alana oranlanması suretiyle imar parsellerindeki paylara yansıtılmasına karar vermekten ibarettir. Kabule göre de, davacılardan …i’nin yargılama sırasında vefat ettikleri gözetilerek mirasçıları adlarına miras payları oranında tescile karar verilmesi gerekirken, Türk Medeni Yasası’nın 28. maddesi uyarınca ölümle şahsiyetin son bulacağı dikkate alınmadan ölü kişiler adlarına sicil oluşturulacak şekilde tescil hükmü kurulmuş olması da isabetsizdir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan nispi temyiz karar harcının talep halinde dahili davalı Belediyeye iadesine, 22.03.2013 oybirliği ile karar verildi.