YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11960
KARAR NO : 2013/10645
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ….. Mahallesi kadastro çalışma alanında bulunan 227 ada 6 parsel sayılı 9495,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle … ve … adına tespit ve tescil edilmiş, 2006 yılında ise satın alma nedeniyle davalı … adına tescil edilmiştir. Davacı …, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın bir bölümüne yönelik dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafın ekonomik zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, Toprak Tevzi Komisyonunca oluşan Aralık 1955 tarih ve 66 sıra numaralı kök tapu kaydından gelen 01.12.1955 tarih ve 289 sıra numaralı müfrez tapu kaydına tutunmuş ve dava ettiği taşınmaz bölümünün, kendi zilyetliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Dava konusu parsele ise, 8.8.1980 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı revizyon görmüştür. Tapuda kayıtlı taşınmazların zilyetlikle iktisabı, istisnalar dışında mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, tarafların dayanak tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması gerekir. Ancak, mahkemece tarafların dayanağı tapu kaydı yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmediği gibi, ihtilafın aydınlanmasına yönelik olarak nizalı bölümün, tarafların dayandıkları tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı tam olarak tespit edilmemiştir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi ve dayanak tapu kayıtlarının kapsam ve hukuki değerinin belirlenmesi için, taraflarca tutunulan ve çekişmeli taşınmazların tespitine esas dayanak tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve haritaları ile dayanağı olan belgeler getirtilmeli, bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tapu kayıtlarının kapsamları 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi uyarınca haritalarına göre belirlenmeli, taşınmaz bölümünün tarafların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ile, taşınmazın kim tarafından ne şekilde zilyet edildiklerinin yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çıkabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalıdır. Fen bilirkişisinden yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları haritasında işaretlemesi istenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, dayanak kayıtların toprak tevzi haritası ile kadastro paftası sabit noktalardan ölçekleri eşitlenmek suretiyle zemine uygulanmalı, nizalı bölümün hangi kayıt kapsamında kaldığı kesin olarak saptanmalıdır. Nizalı bölümün, tarafların tutunduğu tapu kaydı kapsamında kalması halinde bu kaydın 3402 sayılı Yasa’nın tespit tarihinde yürürlükte bulunan 13/B-c maddesi uyarınca hukuki değerini koruyup korumadığı tartışılmalı, tapu kayıtlarının hukuki değerini kaybetmediği sonucuna varılması halinde tapulu taşınmazlarda, taraflarca sürdürülen zilyetliğe değer verilmeyeceği düşünülmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.