Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10672 E. 2013/11464 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10672
KARAR NO : 2013/11464
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 01.02.1999-01.07.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde koltuk döşeme ustası olarak çalıştığını, son aylık ücretinin net 1.025 TL olduğunu, asgari ücret tutarının bankadan geri kalan kısmın elden ödendiğini, emeklilik koşullarını sağlaması nedeniyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatının ödenmediğini, haftada beş gün 08:00-18:30 saatleri arasında çalıştığını, Cumartesi ve Pazar çalışmadığını, yaz sezonunda Mayıs-Eylül ayları arasında 18:30’dan 21:00’a kadar çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, resmi bayramlarda çalıştığını belirterek kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, yıllık izin alacağı ve ulusal bayram genel tatil alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 01.07.2008-12.07.2011 tarihleri arasında mobilya döşeme elemanı olarak çalıştığını, davacının yaz sezonunda fazla mesai yapmasının sözkonusu olmadığını, işçinin yaptığı tüm fazla mesailerin ücret bordrolarına yansıtılarak ödendiğini, davacının 01-04-05.07.2011 tarihlerinde işe gelmediğini, mazeret bildirmesi için 12.07.2011 tarihine kadar beklendiğini, daha sonra devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesine son verildiğini, yıllık izinlerini kullandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesini sona erdirdiği gerekçesiyle hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı noktasındadır.
Davacı yıllık izinlerini kullanmadığını belirtmiş,buna karşılık davalı taraf ise davacının yıllık izinlerini kullandığını belirtmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının yıllık izinlerini kullandığına dair dosyada davacıya ait yıllık izin defteri, izin talep formu gibi deliller bulunmadığından davacının hizmet süresi göre tespit ettiği yıllık izin süresini dikkate alarak alacak miktarını hesaplamıştır. Dosya kapsamındaki ücret bordrolarının incelenmesinde davacının bazı aylar ücretli izin kullandığına ilişkin kayıtların bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre ücret bordrolarında yıllık izin kullanıldığına ve ücretinin ödendiğine ilişkin kayıtlara karşı davacıdan diyecekleri sorularak değerlendirmeye tabi tutulması gereklidir.
3-Taraflar arasında uyuşmazlık davalıların ıslah dilekçesine karşı süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı definde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkar olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
4857 sayılı İş Kanunu’ndan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanun’da ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı Kanun’un 32/8 maddesinde işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklarının, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olacağı tartışmasız öğreti ve uygulama tarafından kabul edilmiştir. İşverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret eklerinin geri alınmasında da uyuşmazlığın temelinde sözleşme ilişkisi olmakla zamanaşımı süresi beş yıl olarak uygulanmalıdır.
Kısmi bir dava açılması halinde alacağın yalnız o kısım için zamanaşımı kesilir. Dava dışı kalan bölümü hakkında, zamanaşımı işlemeye devam eder.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinde İş Mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Bu sebeple zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda, davacının 06.02.2013 tarihinde bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah talebinde bulunduğu, ıslah dilekçesinin 14.02.2013 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin 07.03.2013 havale tarihli ıslah dilekçesine cevap ve bilirkişi raporuna ek beyan dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu,mahkemece celse arasında dosyanın zamanaşımı itirazı değerlendirilmek üzere bilirkişiye verildiği,bilirkişiden bu doğrultuda ek rapor alındığı, yapılan duruşmada taraf vekillerine ek rapora karşı beyanda bulunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin ek rapora karşı beyan dilekçesinde davalı tarafın zamanaşımı def’ine muvafakatlarının olmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının bu itirazı yerinde bulunmayarak ıslahtan sonraki zamanaşımı itirazına göre hesaplama yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda alacak miktarlarına karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 141. maddesi uyarınca süresi geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def’ine karşı davacı açıkca muvafakat etmediğinden zamanaşımı def’inin dikkate alınmaması gereklidir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.