Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/5382 E. 2012/1987 K. 28.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5382
KARAR NO : 2012/1987
KARAR TARİHİ : 28.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 6, 101 ada 134, 116 ada 111, 227, 118 ada 317, 353, 390 parsel sayılı 1852.06, 2282.03, 2232,93, 9194.46, 4402.21, 10048.97 ve 10606.97 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, malik tespiti yapılabilmesi için belge ibraz edilememesi nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kesin süre içerisinde keşif avansının yatırılmaması nedeniyle davanın reddine ve çekişmeli 107 ada 6, 101 ada 134, 116 ada 111, 227, 118 ada 317, 353, 390 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanık ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının ve yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan 30.1.2008 tarihli ara kararı; ara kararın davacıya tebliğine ilişkin bir hüküm içermemesi ve davacı adına çıkartılan davetiye parçasında ara kararına uygun şekilde meşruhat bulunmaması nedeniyle yasaya uygun bulunmamaktadır. Tüm bunların yanı sıra ara kararı ile ilgili muhtıranın davacıya Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliği “tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir” hükmüne muhalefet edilmesi nedeniyle usulsüz bulunmaktadır. Usulüne uygun olmayan ara kararına dayanılarak yazılı gerekçeyle hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.