Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/5783 E. 2012/24380 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5783
KARAR NO : 2012/24380
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 16.3.1999-12.4.2009 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 16.3.1999-12.4.2009 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamında olmadığı, davacı adına verilmiş bir işe giriş bildirgesi ya da ücret bordrosunun bulunmadığı, davalı işyerinde yapılmış bir teftiş tutanağının da bulunmadığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davalı …’in, yargılama aşamasındaki tüm savunmalarında kendisine ait olan 06 D 1020 plakalı dolmuş taksiyi davacıya kiraladıklarını bu nedenle davacının kendi adına aracı çalıştırdığını ve kendisine hasılat kirası ödediğini, sigorta bildiriminin yapılmama nedeninin bu olduğunu beyan ettiği, hatta davacıya … 11.Noterliğinin 12.5.1999 tarih ve 15232 yevmiye numaralı işlemi ile kendisi adına olan araçla ilgili resmi dairelerde işlemleri takip etmesi için vekalet verildiği, yine davacının ısrarı üzerine “dolmuş taksi ” olarak kullanılan aracın yenilendiğini ve bu nedenle çekilen krediyi davacının ödediğini bildirerek … bankasına ait hesap ekstresini sunduğu, ekstrenin incelenmesinde her ay düzenli olarak davacı tarafından kredi tutarı kadar meblağın hesaba aktarıldığının anlaşıldığı, dinlenen tanıklarının bir kısmının davacı ile davalı arasında kira sözleşmesi olduğuna dair duyumlarının olduğu, hatta tanık … … tarafından bu bilginin bizzat davacı tarafından kendisine söylendiği yolundaki beyanı dikkate alınarak kira sözleşmesinin varlığı üzerinde yeterince durulmadığı ve yeterli açıklığa kavuşturulmadığı; kabule göre de tanıkların hiç birinin hizmet sözleşmesinin süresi hakkında net bir beyanda bulunmadıkları ve davacının istediği sürelerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin hükme yeterli olacak şekilde kanıtlanmadığı ve bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak …, davalıdan sorularak varlığı iddia olunan kira sözleşmesinin şartlarının süresinin, hasılat kirasının miktarının açıklattırılması, davacıdan da kira sözleşmesinin var olup olmadığının açıkça sorulması ve gerekirse isticvap hususunun düşünülmesi, davalıya ait aracın davalı dönem içinde değiştirilip değiştirilmediğinin İl Trafik Müdürlüğünden sorulması ve buna ilişkin kayıtların dosya arasına alınması, davacıya, davalının … deki hesabına neden düzenli olarak havale yaptığının ve adına çıkartılan vekaletin neden verildiğinin, bu vekalet kullanılarak işlem yapıp yapmadığının sorulması, yapmış ise bu işlemlerin tespiti ile ilgili yerlerden suretlerinin celbi ile dosya arasına alınması, daha önce dinlenilen tanıkların beyanlarına yeniden başvurularak ya da davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurulması, taraflar arasında varlığı iddia olunan hizmet sözleşmesinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin hükme yetecek derecede açıklığa kavuşturulmasının gerekliliği, sadece davacı iddiasına göre tespit yapılamayacağı hususu göz ardı edilmeden tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’e iadesine, 24/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.