Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/779 E. 2012/1864 K. 23.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/779
KARAR NO : 2012/1864
KARAR TARİHİ : 23.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli olmadığı belirtilerek, taşınmazların öncesinin mera olduğu bildirildiğinden mahkemece bu yön üzerinde durulması, ayrıca Darende Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.1962 gün, 1961/16 Esas, 1962/8 Karar sayılı dosyası ile Darende Sulh Ceza Mahkemesinin 1981/173 Esas sayılı dosyası ve Darende Kaymakamlığı’nın 04.05.1971 gün ve 16 sayılı kararının eki olan inceleme tutanağı ve krokisi getirtilerek kararların usulen mahalline uygulanması, tutanakta gösterilen tanıkların re’sen dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 157 ada 12 parselin tamamı ile, 157 ada 11 parselin fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 66.212,80 metrekarelik kısmının davacılar ve müşterekleri adlarına, geri kalan 113.920,40 metrekarelik kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların mera olmadığı ve davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Çekişmeli taşınmazlar, kadim mera olduklarından bahisle mera vasfıyla sınırlandırılmış, davacılar vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, taşınmazların niteliği ile ilgili olarak usulüne uygun mera araştırması yapılmamış, 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, beyanlarına itibar edilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi bilgilerinin 1955 ve 1965’li yıllar ile sonrasına dayandığı, buna karşılık taraflar arasındaki ihtilafın 1961 yılından beri süregeldiği halde bu durumun, Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen çekişmesizlik
koşuluna aykırılık oluşturduğu göz önünde bulundurulmamış, davacılar murisleri hakkında mahkumiyet kararı verilen Darende Sulh Ceza Mahkemesinin 12.2.1962 gün, 1961/16 Esas, 1962/8 sayılı dosyasındaki ilama konu kroki ölçekli değilse de kenar uzunlukları yazılı olmakla uygulama kabiliyeti bulunduğu halde kroki usulen çakıştırılmak suretiyle uygulanmamış, her ne kadar fen bilirkişisinin krokili raporunda 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmını kapsadığı mütalaa edilmişse de Sulh Ceza Mahkemesi dosyasındaki kroki ile fen bilirkişinin krokisinin belirgin biçimde farklı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca sağlıklı sonuca varılabilmesi için, mahallinde olabildiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tesbit edilecek taraf tanıkları, Sulh Ceza Mahkemesi ve Kaymakamlık men kararlarına konu tutanaklarla kadastro tespit tutanaklarında tanık sıfatıyla dinlenmek üzere adları geçenler ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında, dayanılan vergi kaydı ile Sulh Ceza Mahkemesi ve Kaymakamlık men kararlarının krokileri ile birlikte uygulanıp kapsamları belirlenmeli, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama boyunca dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, teknik bilirkişiye dayanılan vergi kaydı ile Sulh Ceza Mahkemesi ve Kaymakamlık men kararlarının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan davacıların dayandığı vergi kaydı ile Sulh Ceza Mahkemesi ve Kaymakamlık men kararlarının kapsadıkları alanlar itibariyle çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ve bitki örtüsünün mukayese edilmesi suretiyle çekişmeli taşınmazların niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararlarının hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu düşünülmelidir. Açıklanan şekilde tüm deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.