Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8571 E. 2010/14787 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8571
KARAR NO : 2010/14787
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2002 yılından itibaren davalı şirketi avukat olarak temsil edip, hukuki danışmanlık hizmeti verdiğini, aylık ücretlerinin ödenmesine rağmen, dava ve icra vekalet ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 75.000,00 YTL vekalet ücreti alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının zaman ve sayı sınırlaması olmaksızın şirkete hukuki danışmazlık hizmeti verdiğini, davaya bakmaya … mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, davanın görevsizlik nedeniyle reddini, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davalı şirkete avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verdiği, bu hizmeti verirken bazen davalının … yerinde bulunan ve kendisine tahsis edilen odayı kullandığı, hizmetine karşılık her ay belli miktarda ücret aldığı, işlerin her hangi bir sayı ile de sınırlandırılmadığı, bu itibarla taraflar arasında hizmet akdinin bulunduğu, benimsenerek, davaya bakmaya … mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 2002 yılından itibaren davalı şirketi avukat olarak temsil ettiğini, aylık ücretlerinin ödendiğini, ancak dava ve icra vekalet ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, vekalet ücretlerinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise davacı ile aralarında vekalet sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi bulunduğunu, davada görevli mahkemenin de … mahkemesi olduğunu savunmuştur.
2010/8571-14787
Davacının, yazılı bir sözleşme olmaksızın, davalı şirketin 2002 yılından itibaren hukuki danışmazlığını yaptığı, bunun için de bazı zamanlarda davalının … yerinde bulunan ve kendisine tahsis edilen odayı kullandığı, bununla beraber kendisine ait müstakil bir avukatlık bürosu bulunup, serbest avukatlık gelirleri nedeniyle de vergi mükellefi olduğu, davalı şirketi temsilen takip ettiği dosyalara vermiş olduğu dilekçe ve taleplerde de adres olarak kendi büro adresinin yazılı bulunduğu, tarafların beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar, davacının davalı şirkete avukatlık hizmeti verirken, bazı zamanlarda davalının kendisine tahsis etmiş olduğu … yerindeki odayı kullanması, hizmetine karşılık her ay belli miktarda ücret alması ve yapılacak işlerin her hangi bir sayı ile de sınırlandırılmaması nedenleriyle, taraflar arasındaki ilişkin hizmet sözleşmesi olduğu, davada görevli mahkemenin de … mahkemesi olduğu kabul edilmişse de, az yukarda da açıklandığı üzere, davacının ayrı bürosunun bulunup, bağımsız bir vergi mükellefi olması karşısında dava konusu olayda, hizmet akdinin “bağımsızlılık unsuru” gerçekleşmediğinden, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi değil, vekalet sözleşmesi olduğunun, dolayısıyla da davada görevli mahkemenin de … mahkemesi değil, genel mahkemeler olduğunun kabulü gerekir. Kendisine ait ayrı bir büroda, vergi mükellefi olarak serbest avukatlık yapan davacının, vekalet görevini zaman zaman davalı şirkete ait yerde ve kendisine tahsis edilen yerde ifa etmiş olması da, sonuca etkili değildir. O halde mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yıkarda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.