YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12808
KARAR NO : 2013/11467
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : UYGULAMA KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sonucunda ….. Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacılar İsmail ve … adlarına müştereken kayıtlı bulunan eski 418 parsel sayılı 1320 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz … tarafından 1995 yılında yapılan kamulaştırma işlemiyle 1036 metrekare yüzölçümüne düşmüş, uygulama kadastrosunda 479 ada 1 parsel numarasıyla ve 1258.51 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar, uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve eksikliğin sınırda bulunan karayolundan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 17.12.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli 3 numaralı krokide (A) harfi ve kırmızıya boyanarak gösterilen ve Çaybaşı-Ünye Karayolu içerisinde kalan 114.58 metrekarelik bölümün tapu kaydının iptaline, iptal edilen bu bölümün davacılar adına tapuda kayıtlı 479 ada 1 parsel sayılı taşınmaza eklenerek taşınmazın yüzölçümünün 1373.09 metrekare olarak tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, uygulama kadastrosu sırasında davacılara ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin sınırda bulunan karayolundan kaynaklandığı iddiasına dayanmaktadır. Kadastroca tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında TMK’nın 713/3. maddesi uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasımdır. Bu yasal düzenleme paralelinde, uygulama kadastrosu sırasında da hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmazlara karşı açılacak davalarda Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişileri de yasal hasım konumunda bulunmalıdır. Somut olayda; dava konusu yerin …. İlçesi, ….. Mahallesi’nde bulunması nedeniyle … yanında, Çaybaşı Belediyesi ve Hazineye de husumet yöneltilmesi gerekirken, davada taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf teşkili dava şartlarından olup, bu şart sağlanmadan davanın esasına girilemez. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın bulunduğu Çaybaşı Belediyesi ve Hazineye husumet yaygınlaştırılıp dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek hüküm kurulması gerekmektedir. Diğer yandan; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kamulaştırma haritası ve uygulama haritası çakıştırılmakla yetinilerek hüküm kurulmuştur. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle, nasıl bir araştırma yapılması gerektiği hususu önem taşımaktadır. Uygulama kadastrosu, önemli oranda bir mühendislik faaliyetidir. Hal böyle olunca mahkemelerce, öncelikle denetime veri teşkil edecek eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntılar yer almalı; ayrıca birincisi, eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmazlar ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise tesis kadastrosu haritası ile çekişmeli taşınmazların zeminini çakıştırır bazda en az üçer adet harita düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa, doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesi istenmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında; Mahkemece taraf teşkili gözetilmeksizin işin esasına girilmiş olması isabetsiz, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kamulaştırma haritası ve uygulama haritası çakıştırılmakla yetinilerek eksik incelemeye dayalı karar verilmiş olması ayrıca isabetsiz olup; davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.