Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3208 E. 2012/1483 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3208
KARAR NO : 2012/1483
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 170 ada 10 parsel sayılı 7281,58 ve 176 ada 83 parsel sayılı 9771,26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, kendisine ait 170 ada 11 ve 176 ada 82 parsellerin devamı olan bir kısım taşınmazının 176 ada 83 ve 170 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar içinde tespit edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … dava dilekçesinde 170 ada 11 parsel ve 176 ada 82 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğunu ve bu taşınmazların bir kısmının davalı … adına tespit gören 170 ada 10 ve 176 ada 83 parsel sayılı taşınmazların içinde tespit edildiğini belirterek dava açmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ortak sınıra ilişkindir. Çekişmeli parseller ile davacı tarafa ait taşınmazların kadastro tespitlerinin zilyetliğe dayanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle ortak sınırın zilyetlik hükümlerine göre belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır. Nevar ki, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma, hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel ve tespit bilirkişisi beyanları soyut içerikli olup, ihtilafı aydınlatmak için yeterli olmadığı gibi, taşınmaz mülkiyetine ilişkin davalarda bilirkişi ve tanıkların çekişmeli taşınmaz başında dinlenmesinde zorunluluk bulunmasına rağmen tespit bilirkişilerinden … ve …’nun duruşmada dinlenmeleri de doğru olmamıştır. Diğer taraftan, davacı ve davalıdan iddialarını kanıtlayacak delillerinin neler olduğu da sorulmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle taraflardan iddia ve savunmalarını kanıtlayacak delilleri sorulmalı, bundan sonra mahallinde yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tüm tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte yerel ve tespit bilirkişileri ile tanıklardan çekişmeli taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimler tarafından ne kadar süreyle ve hangi sınırlarla kullanıldığı, çekişmeli taşınmazlar arasındaki ortak sınırın neresi olduğu hususlarında ayrıntılı bilgi alınmalı ve fen bilirkişisinden bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırları gösterir ve keşfi izlemeye imkan verir harita ve rapor düzenlemesi istenmelidir. Bundan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan yönteme uygun bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları, bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 16.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.