Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14791 E. 2010/9594 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14791
KARAR NO : 2010/9594
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulü ile adi ortaklığın feshine, tasfiye hususunda karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … ve vekili avukat … ile davalı … vekili avukat … geldi, diğer davalılar tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 759 parsel numaralı taşınmaz üzerine kat karşılığı olarak inşaat yapmak için dava dışı arsa sahipleri ile inşaat sözleşmesi imzaladığını, taşınmazın 288-480 arsa payının kendisine devredildiğini, ancak maddi sıkıntıya düşmesi nedeniyle hisselerini davalıya devrettiğini davalı ile yaptığı anlaşma gereğince inşaatın tüm harcamalarını karşılayan davalının müteahhite verilen bağımsız hükümlerin satış bedelinden tüm masraflar çıktıktan sonra kalan miktarın %45’ini kar payı olarak kendisine vermesi gerektiğini, sözleşme gereğince müteahhite kalan 3 adet bağımsız bölümden iki adedinin davalı tarafından satılmasına rağmen satıştan elde edilen %45 kar payının ödenmediğini ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 4.770,00 TL.nin 12.230.00 TL işlemiş faiziyle birlikte ödetilmesini istemiştir.Davalı, iki adet daire satışından dolayı davacının %45 kar payına mahsuben toplam 1.350 TL.sını ödediğini, müteahhide kalan üçüncü bağımsız bölüm olan dükkanın henüz satılmadığından inşaatın yapımından elde edilen reel kar miktarının belli olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 31.3.2006 tarihli ilk kararla 892.68 TL asıl alacak ve 2.145.38 Tl işlemiş faizin tahsiline karar vermiş, davacı temyizi üzerine kararın dairemizce bozulması üzerine yapılan 2009/14791-2010/9594 yargılama sonucunda, bilirkişi raporu ile belirlenen davacının kar payı 892.68 Tl ile bunun işlemiş faizinin davalıdan tahsil edildiği, tasfiyenin konusunun kalmadığı gerekçesiyle taraflar arasındaki adi ortaklığın feshine, tasfiye hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazının reddi gerekir.
2-Dairemiz bozma ilamında da vurgulandığı üzere, davalı adına olan adi ortaklık sözleşmesine konu bağımsız bölümlerden birinin 19.9.1997, diğerinin 29.4.1998 tarihinde davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığı ve ancak dükkanın halen davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Ortaklık konusu inşaat 1997 yılında bitirilmiş olup, dolayısıyla BK.nun 535/1 maddesinde öngörülen amaca ulaşıldığı için davacının talebi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Dairemiz bozma ilamında da vurgulanan bu husus mahkemece de kabul edilerek davalı tarafından üçüncü şahıslara satılan dairelerin 1997 yılındaki değerleri esas alınarak davacıya isabet eden kar payı belirlenmiştir. Mahkemenin satılan dairelere ilişkin olarak belirlediği kar payı doğru ise de ortaklık malı olan ve halen davalı adına kayıtlı bulunan dükkanında 1997 tarihindeki değerinin tasfiyeye esas alınması olanaksızdır. Ortaklığın amacı gerçekleşmiş ise de, taraflar arasındaki adi ortaklık henüz fesih ve tasfiye edilmemiştir. Bu itibarla halen davalı adına kayıtlı bulunan dükkanın karar tarihine en yakın tarihteki değerinin tasfiyeye esas alınması gerekir. Ne var ki, davacı temyiz dilekçesinde ve aşamalarda dükkanın dava tarihindeki değerinin esas alınması gerektiğini de bildirmiştir. Hal böyle olunca mahkemece halen davalı adına kayıtlı olan dükkanın dava tarihindeki değeri esas alınarak davacının isteyebileceği kar payı belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750.00 Tl duruşma avukaklık parasının davalı …’ten alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
… …