YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26313
KARAR NO : 2012/6250
KARAR TARİHİ : 31.01.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’in, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca 5.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2010 tarihli ve 2009/1520 esas, 2010/596 sayılı kararını müteakip, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı Mahkemenin 24/11/2010 tarihli ve 2009/1520 esas, 2010/596 sayılı ek kararına karşı itirazın reddine ilişkin Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/12/2010 tarihli ve 2010/1600 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 24.02.2011 gün ve 2010/2039/10863 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2011 gün ve 2011/118304 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/07/2010 tarihli kararında başvurulabilecek kanun yolunun mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 24/11/2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ayrıntıları Y.C.G.K.’nun 05.10.2010 tarih ve 2-169 esas, 188 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; usulüne uygun olarak sanığa tebliğini müteakip süresinde temyiz edilmeyerek kesinleşen Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2010 tarih ve 2009/1520 esas 2010/596 sayılı kararında kanun yolu merciinin gösterilmemiş olmasının temyiz süresinin işlemesine engel olmadığı, ayrıca hükümde başvurulacak yasa yolu süresi açıkça belirtildikten sonra “temyiz yolu açık olmak üzere” denilmek suretiyle temyizen inceleme merciinin Yargıtay olduğunda kuşku bulunmaması ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşmesi hususunun yargılama faaliyetinin doğal sonucu olması nedeniyle kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.