Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/5782 E. 2012/24371 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5782
KARAR NO : 2012/24371
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVALILAR :1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek. Av. …

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 12/03/2010 tarihli düzeltme dilekçesi ile 2.5.2009-13.12.2009 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 2.5.2009-30.12.2009 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının dava dilekçesi ile 2.5.2009- 30.12.2009 tarihleri arasında tespit talep etmesine rağmen 12.3.2010 tarihli dilekçesi ile talebini daraltarak 2.5.2009- 13.12.2009 tarihleri arasında tespit talep ettiği, davalı işyerinin 3.8.2009 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarının getirtildiği,davacının davalı işyerinden SGK’da bildiriminin yapılmadığı, davacının davalı dönemde kendi adına bağımsız çalışmasının olmadığı ve sadece tek bordro tanığı dinlenerek karar verildiği davalının bildirdiği tanıkların dinlenmediği anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı
dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen tek tanığın kayıtlı tek bordro tanığı olduğu ve çalışmayı doğruladığı ancak tek tanık beyanının hizmet tespiti yönünden yeterli olmadığı, tanık beyanının doğrulunun diğer tanık beyanları ile doğrulanması imkanının bulunmadığı, davalı tarafça bildirilen tanıkların beyanlarına başvurulmadığı gibi aynı işi yapan ya da komşu işyeri sahipleri ya da çalışanlarının beyanlarına başvurulmadan ve bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi; kabule göre de davacının dava dilekçesindeki hizmet süresinin sonunu 30.12.2009 olarak bildirilmesine karşın 12.3.2010 tarihli dilekçesinde talebini 2.5.2009-13.12.2009 olarak daraltmasına rağmen mahkemece bu talep daraltımı dikkate alınmadan dava dilekçesindeki gibi 2.5.2009-30.12.2009 tarihleri yönünden talep aşılmak suretiyle kabule karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak …, davalı tanıklarının ve davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, talep daraltımına dair beyanı da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’a iadesine
24.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.