YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5232
KARAR NO : 2010/6074
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/12047 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın kısmen iptâli ile takibin 20.547,51 TL asıl alacak ve 148,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.696,48 TL üzerinden devamına karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/12047 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirket tarafından, 29.06.2007 tarihli 041518 seri numaralı ve 20.791,45 TL tutarlı fatura dayanak alınarak, davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 20.791,45 TL asıl alacak ve 653,18 TL işlemiş temerrüt faizinin toplamı olan 21.447,63 TL alacağın tahsilinin istendiği, takip borçlusu davalı vekilinin süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açılmış olduğu saptanmıştır.
Yanlar arasında yazılı sözleşme yapılmadığı çekişmesizdir. Ancak, dava dışı Mercedes Benz Türk A.Ş.’nin … Mevkii …’de bulunan jeneratör binası ve garanti ambarı inşaatının yapımını yüklenen davalı şirket ile davacı şirket arasında yapılan “sözlü” sözleşme gereğince, belirtilen işin hafriyat ve nakliye kısmının davacı tarafından yüklenilmiş olduğu tarafların kabulündedir. Dava dilekçesinde, icra takibi ve davaya dayanak alınan faturada gösterilen işin, 15-27 Aralık 2006 tarihleri arasında yapılan iş olduğu ve bu işin bedelinin takip ve dava konusu yapıldığı açıklanmıştır. Davacı alt yüklenici, davalı ise yüklenicidir. Yanlar arasındaki akdî ilişki Borçlar Kanunun 355. maddesinde tanımlanan “eser” sözleşmesidir.
Mahkemece, dava dosyası üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 25.11.2008 havale tarihli rapor ile bu rapora ek 06.04.2009 günlü raporlar incelendiğinde; bilirkişi kurulunca taraflar arasındaki ilişkinin 05.04.2007 tarihine kadar devam ettiği kabul edilerek davacı alacağının hesaplandığının bildirildiği görülmektedir. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, davacı 15-27 Aralık 2006 tarihine kadarki yaptığını iddia ettiği iş bedelini istemektedir. Yine bilirkişi kurulu raporları kapsamından 08.01.2007, 30.03.2007 ve 28.02.2007 tarihli ve davacı tarafından keşide olunan faturaların KDV dahil toplam bedeli olan 85.550,00 TL iş bedelinin davacıya ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu miktardaki ödeme, tarafların da kabulündedir. Dava ve icra takibine dayanak alınan işlerin, davacı tarafından yapılarak davalıya teslim ve onun tarafından da kabul edildiğinin ve iş bedelinin de istenebilir olduğunun davacı tarafından yasal delillerle kanıtlaması zorunludur (BK md. 364.). İş bedelinin tamamen ya da kısmen ödendiğini ya da istenebilir olmadığını ise, davalı yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir.
Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi gereğince, iş bedeli tutarı, taraflarca kararlaştırılmamış yahut yaklaşık olarak kararlaştırılmış ise, iş bedeli, uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre mahkemece belirlenir. Oysa, somut olayda Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yönteme uygun olmayan bilirkişi kurulu raporu hükme dayanak alındığı gibi; anılan bilirkişi kurulu da, HUMK’nın 370. maddesi hükmüne aykırı olarak Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/331 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden yaptırılan inceleme sonucu, 31.01.2007 tarihine kadar yapıldığı kabul edilen iş bedelini hesaplayan 24.12.2007 günlü bilirkişi raporundaki bilgileri değerlendirmeye esas almıştır. Yetersiz ve Yasa hükümlerine aykırı düzenlenen bilirkişi raporlarına dayalı olarak ve eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilemez.
Mahkemece yapılacak iş; bedeli uyuşmazlık konusu olan işin, davacı tarafından yapılarak davalıya tesliminin yapıldığını ve onun tarafından da kabul edildiğini kanıtlayabilmesi için davacının sunacağı tüm delillerin ve davalının karşı delillerinin sorulup tespitiyle toplanması ve işin davacı tarafından yapılarak davalıya teslim olunduğunun yasal delillerle kanıtlanmış olduğunun kabulü halinde ise, yerinde uzman bilirkişi aracılığıyla ve istinabe yoluyla keşif yapılmak suretiyle, Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yönteme uygun şekilde bilirkişi kurulundan rapor alınarak, hakedilen iş bedelinin tutarının belirlenmesi ve davalının yaptığı ödemelerin mahsubu yapılarak varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Diğer yandan peşin harcı yatırılarak, takip konusu asıl alacak üzerinden itirazın iptâli dava edildiği halde, işlemiş temerrüt faizine de hükmedilmesi HUMK’nın 74. maddesine aykırı olup; kabul şekli bakımından yanlıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 08.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.