Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/15918 E. 2010/8260 K. 09.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15918
KARAR NO : 2010/8260
KARAR TARİHİ : 09.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 18.3.2006 tarihli Protokol ile davalıya ait olan dava dışı S. S … Yapı Kooperatifi 375 ada 2 parselde bulunan arsayı 270.000.00 YTL bedel karşılığında satın aldığını, satış bedelinin 6 taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ilk dört taksit tutarı 170.000,00. YTL’ nin ödendiğini daha sonra alım-satım işinden vazgeçildiğini ve son iki taksidin ödenmediğini,davalı tarafın aradan 6 ay geçtikten sonra … 11. İcra Dairesinin 2007/621 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını,sözleşmedeki son iki taksidin ödenmesini talep ettiğini,halbuki 4721 sayılı Yeni Türk Medeni Kanunu Md.706 de açık bir şekilde bu tür sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmelerini şart koştuğunu, davalı taraf geçersiz sözleşmeye dayanarak bedel tahsil etmeye çalıştığını ileri sürerek, 100.00,00. YTL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, ferdi mülkiyete geçilmediği için devir konusunun kooperatif ortaklığı olduğunu ve bu durumu davacının bildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın, taraflar arasındaki 18.3.2006 tarihli Protokol ile, arsa payı niteliğinde bulunan dava dışı kooperatifteki davalı payın satışına ilişkin olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Davacının,aynı konu ve dava sebebine dayanarak açtığı itirazın iptali davasının mahkemece kabulü 2009/15918-2010/8260
üzerine, dairemizin 25.06.2008 tarih ve 2008/1168-8847 esas ve karar sayılı ilamı ile” Her ne kadar davalının payına isabet eden parsel belirli ve kooperatif adına kayıtlı ise de, burada satım sözleşmesine konu olan kooperatif payının satışına ilişkindir.Kooperatif hissesinin devrine ilişkin sözleşmeler Kooperatifler Kanununun 2.maddesi, TMK 706 ve B.K 213 madde hükümlerine göre resmi şekilde yapılması zorunluluğu yoktur.Adi şekilde yapılan sözleşmelerde geçerlidir. Hal böyle olunca 18.3.2006 tarihli davalı payının satışına ilişkin sözleşme de geçerli olup, davacının sözleşmeden dönmesi için geçerli bir sebep de bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verildiği ve bu hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda kısaca kesin hükmü açıklamak gerekirse, koşulları HUMK.nun 237.maddesi hükmünde öngörülen kesin hükmün uygulanabilmesi için her iki davanın taraflarının dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması zorunludur. Dava konusunun aynı olup olmadığının belirlenmesi için kesin hüküm itirazına konu hükmün hüküm sonucu ile açılan yeni davadaki son istemin, bir başka deyişle iddia ve savunmanın karşılaştırılması gerekir. Burada göz önünde bulundurulacak en önemli nokta, ikinci davadaki istemin birinci dava sonucunda hüküm altına alınan sonucu kapsayıp kapsamadığıdır. Dava sebebi ile kastedilen ise, hukuki sebep olmayıp, davada dayanılan maddi vakıaların aynı olmasıdır. Kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca yargılamanın her aşamasında öne sürülebilen, istek olmasa bile mahkemelerce de resen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken olumsuz dava koşuludur ve hükmün taraflarını, tarafların haleflerini bağlar. (HGK’nun 2008/7-30 esas ve 43 karar )
Somut uyuşmazlığa gelince, davacının açtığı önceki itirazın iptali davasının, tarafları, dava konusu ve dava sebebinin aynı olduğu sabit olup mahkemece bu durumda istek olmasa bile davanın yukarıda açıklanan ilkeler gereğince HUMK.nun 237.maddesi kapsamında reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.