Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/9060 E. 2013/11801 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9060
KARAR NO : 2013/11801
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen 07.12.2011 günlü kısa kararda taraflara yükletilen harç ve vekalet ücretine ilişkin bir hüküm yoktur. Hüküm fıkrasının bu haliyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine aykırı olduğu açıkça ortadadır. Bu durumda usulüne uygun bir tefhimden söz edilemeyeceğinden davacının temyiz süresini geçirdiğinden bahisle mahkemece verilen temyiz isteğinin reddine ilişkin 16.12.2012 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilerek; dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 06.06.2007 tarihinden 02.11.2004 tarihine kadar davalıya ait kamyonlarda işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı süre içerisinde yıllık iznini kullanmadığını, tüm resmi tatil günlerinde çalıştığını, çalıştığı süre boyunca haftanın yedi günü çalıştığını, müvekkilinin davalı iş verene 2004 yılı Kasım ayında askere gideceğini, bu sebeple kıdem tazminatını, ihbar tazminatını, fazla çalışma ücretini yıllık iznini veya yıllık izin ücreti ve diğer tazminatlarının kendisine ödenmesini davalıdan talep ettiğini, ancak davalı müvekkilinin tazminatlarını askerden döndükten sonra çalışmaya devam edersin diyerek ödemediğini, müvekkilinin askerden döndükten bir hafta sonra davalıyla ait işte çalışmak için davalıya başvuru yaptığını ve bu talebin reddedildiğini, bundan sonra müvekkilinin tazminatlarının da kendisine ödenmediğini belirterek, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 31/4. maddesi gereğince tazminat, fazla çalışma ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 02.11.2004 tarihine kadar davalı müvekkilin yanında işçi olarak çalıştığını, davacının işten ayrıldığı tarihe kadar doğan tüm haklarını müvekkilden aldığını, davacının Ekim 2004’ün son günlerinde işe gelmediğini, Kasım ayının başında da “ben işten ayrılıyorum” diyerek çekip gittiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacının bu tutumunu istifa sayarak işten ayrılışını kurumlara bildirdiğini ve müvekkilinin üst üste üç gün ve daha
fazla gelmeyen davacı için haklı fesih hakkını kullandığını, davacının fiilen istifa yoluyla işten ayrılması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, askerden geldikten sonra müvekkile iş için başvurmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda karara esas alınan 03.03.2011 havale tarihli bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işyerinde yıllık izin kullanmadığı iddiasıyla yıllık izin ücreti isteğinde bulunmuş, mahkemece karara esas alınan hesap raporunda hesaplanan yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Davacıya ait yıllık izin defteri sunulmamıştır. Ancak davacının imzasını taşıyan 2004/4 dönem ücret hesap pusulasında onbeş gün yıllık izinli gösterilmiştir. Mahkemece sözkonusu ücret hesap pusulası davacıya gösterilerek yıllık izin kullanıp kullanmadığı yönünden beyanı alınarak davacının ücret hesap pusulasında belirtilen yıllık izin hakkını kullandığının belirlenmesi halinde yıllık izin ücreti hesabında kullanılan yıllık izin günlerinin düşülmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
3-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre kabul edilen kısım üzerinden davacı yararına; reddedilen kısım üzerinden davalı taraf yararına tarife hükümleri gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de ayrı bir bozma nedeni yapılmıştır.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.