YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6487
KARAR NO : 2010/14820
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketten yaptığı alımlar sonucu bakiye 21.980,63 TL borcunun bulunduğunu, vermiş olduğu bedel ve vade hanesi boş olan bir adet senedi, davalı tarafın borcunun üzerindeki bir rakamla 35.767,79 YTL olarak doldurarak icra takibine başladığını, böyle bir borcunun bulunmadığını, buna işletilen faizin de talep edilemeyeceğini belirterek asıl borç miktarının üzerinde doldurulan 13.787,16 TL tutarındaki fazla kısmın bedelsizliğinin tespiti ile, bu kısım yönünden icra takibinin iptali ile davalının %40 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili davaya cevabında, alacaklarının kambiyo senedine dayanmakta olduğunu, dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, çiftçilerle çalıştıkları için çoğu alım-satımın elden yapıldığını, fabrikadan ürünün teslim edildiğini, alıcı çiftçi vade talebinde bulunduğunda senet düzenlendiğini, davacının da vadeli ürün alması nedeniyle senet düzenlendiğini, söz konusu senedin kambiyo senedi vasfını yitirmediğini, davacının davasını kesin delillerle ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kambiyo senedinin gerek asıl borç gerekse uygulanacak vade farkı konusunda anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönünde davacı tarafça kesin delil sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı şirketten aldığı mal karşılığı olarak vermiş olduğu kambiyo senedinin borcunun üzerinde bir rakamla 2010/6487-14820
Doldurularak aleyhine takibe konulması üzerine borçlu olmadığının tespitine ilişkin eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, davalı defterleri üzerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılmış, davalı defterlerinde davacıya fatura karşılığı 21.980,63 TL değerinde mal satışı yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı vekili, borcun vadesinde ödenmediği için vade farkı uygulandığını beyan etmiştir. Ne var ki davalı, taraflar arasında vade farkı uygulanmasına dair anlaşma olduğu hususunu ispatlamış değildir. Öyle olunca davalı defterlerinde yazılı olduğu şekilde davacının borcu 21.980,63 TL kabul edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.