YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5277
KARAR NO : 2012/1819
KARAR TARİHİ : 22.02.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 143 ada 1 parsel sayılı 486,73 ve 144 ada 1 parsel sayılı 16365,85 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve pay satışlarına dayanılarak 3/8’er payı davacılar … ve … adlarına, 2/8 payı davalı … adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, babalarının sağlığında taşınmazları dört kardeşe paylaştırdığını, kardeşlerden …’in başka bir taşınmaz karşılığında bu taşınmazdaki payını kendilerine bıraktığını, diğer kardeşleri …’nin taşınmazlara zilyet olmadığını ve davalı …’ın taşınmazlarda hakkı olmadığını öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazların davalı … adına tespit edilen 2/8 payının müteveffa … mirasçıları olan davacılar … ve …’a isabet eden miras hisseleri olan 12/84’er oranında davacılar adına tesciline, dava konusu edilmediği anlaşılan bakiye kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazların davacıların miras bırakanından kaldığı, mirasın paylaşılmadığı ve mirasçı olmayan davalıya yapılan pay satışının geçersiz olduğu kabul edilerek ve davacıların talepleri dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de oluşturulan hüküm usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Kural olarak Kadastro hakimi açık, uyuşmazlığı çözümleyen ve hükmün infazı sırasında tereddüt oluşturmayacak, tescile karar verilen payları ortak bir paydaya göre belirleyerek infazı mümkün şekilde tescil hükmü kurmak zorundadır. Dava konusu taşınmazlar davacılar ile davalı adına paylı olarak tespit edilmiş, davacılar davalının taşınmazlarda hakkı olmadığını öne sürerek davalı payına yönelik dava açmışlardır. Mahkemece de dava sadece davalı payına yönelik kabul edilmiştir. Ne var ki, dava kısmen kabul edilmiş ve davalının payı olan 2/8 payın 12/84’er paylarının davacılar adına tesciline karar verildikten sonra kalan payların kimin adına tescil edileceği gösterilmediği gibi, dava konusu edilmeyen bakiye kalan kısmın tespit gibi tesciline denilerek infazda tereddüt oluşturulmuştur. İnfaz edilecek hüküm fıkrasında adlarına tescile karar verilenlerin adları ve aynı payda üzerinden hesaplanan pay oranlarını gösterir şekilde tescil hükmü kurulması zorunludur. Hal böyle olunca taşınmazlarda ortak payda belirlenmeli, çekişmeli taşınmazların belirlenen ortak payda üzerinden ve kimler adına hangi pay oranında tescil edileceği gösterilmeli, infazda tereddüt yaratılmamalıdır. Mahkemece tescile karar verilenlerin adları ve pay oranları net olarak gösterilmeksizin hüküm kurulması isabetsiz davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 22.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.