Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/4198 E. 2012/24838 K. 27.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4198
KARAR NO : 2012/24838
KARAR TARİHİ : 27.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, … kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 28.08.2002 tarihinde meydana gelen … kazası sonucu sürekli … göremezlik nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının sürekli … göremezlik oranının SGK ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından % 10,20 olarak belirlendiği, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu’nun sürekli … göremezlik oranını %12,10 olarak belirlemesi üzerine, çelişkinin giderilmesi için dosyanın gönderildiği … Tıp fakültesinde, Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim görevlilerince düzenlenen raporlarda sürekli … göremezlik oranının % 12,10 olduğunun belirlendiği ve böylece çelişkinin giderildiğinden bahisle % 12,10 sürekli … göremezlik oranı üzerinden davacının zararı belirlenerek maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre … kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında
azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli … göremezlik gelirine hak kazanacağı, … kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli … göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli … göremezlik gelirinin … kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici … göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile … kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, … kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, … kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasa’ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçide oluşan sürekli işgöremezlik oranının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca da % 10,10 olarak tespitine dair rapora itiraz üzerine Adli tıp 3.ihtisas Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda Sigortalıda oluşan sürekli … göremezliğin % 12,10 olduğunun belirlendiği açıktır. Hal böyle olunca iki
rapor arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulu tarafından giderilmesi gerekirken, … Tıp Fakültesi Adli Tıp … öğretim üyelerinin düzenlediği raporla çelişkinin giderildiğinin kabulü ile davacının maddi ve manevi tazminatının belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabul ve uygulama açısından da tazminat hesabı %12,10 sürekli … göremezlik esas alınmak suretiyle yapıldığı halde, SGK tarafından % 10,10 sürekli … göremezlik oranına göre bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin indirilmesi isabetsizdir.
Yapılacak … Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli tıp 3.ihtisas Kurulunu sürekli işgöremezlik oranının tespitine ilişkin kararları arasında ortaya çıkan çelişkiyi Adli tıp Genel Kurulundan yeniden rapor almak suretiyle gidermek, sürekli … göremezlik oranı SGK’nun gelir bağlanmasına esas alınan % 10,10’un üzerinde davacıya … kazası sonucu sürekli … göremezlik nedeniyle bu oran üzerinden gelir bağlanması için kuruma başvurmak gerektiğinde dava açmak üzere süre vermek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de % 12,10 sürekli … göremezlik oranı esas alındığında davacının manevi tazminatının takdirinde yanılgıya düşüldüğü görülmektedir.
Dava konusu olayda davacının % 25 davalı işverenlerin ise toplam olarak % 75 oranında kusurlu bulunduğu kusur bilirkişi raporunun hükme esas alındığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli … göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Hal böyle olunca da, yukarıda açıklanan ilkelerin ışığında davacı yararına % 12,10 oranındaki sürekli … göremezlik esas alınarak hükmedilen 13.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın kapsamına göre davalıların sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 27/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.