Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/12132 E. 2010/14460 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12132
KARAR NO : 2010/14460
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının keşidecisi olduğu çek nedeniyle başlatmış olduğu takibe, davalı tarafından kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, çek bedelinin ödendiğine ilişkin de herhangi bir belge ibraz edilemediğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, % 40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya konu çekin 11.07.2007 keşide tarihli olup Türk Ticaret Kanunun 726. Maddesine göre müracaat hakkının altı ay olduğunu, müracaat hakkı düşmüş olan çekin zamanaşımına uğradığını, ilamsız takip yapılamayacağını, davacı ile aralarında hiç bir ticari ilişkinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini, %40 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, takip konusu çekin, süresi içerisinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle, davacı hamilin, davalı keşideciye müracaat hakkının bulunmadığı, bu durumda çek hamili davacının sadece temel ilişkiye dayanarak alacak ya da Türk Ticaret Kanununun 730/14 bendi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 644. Maddesinde düzenlenen sebepsiz iktisap davası açabileceği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Çek, T….nun 708. maddesinde belirlenen süre içinde, muhatap bankaya ibraz edilmezse, çek borçlularına karşı kambiyo senedine dayalı müracaat hakkı kullanılamaz. Bu durumdaki çek, ancak, H.U.M.K.nun 292. maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olup, davada temel ilişkiye dayanılmış ise, alacağın diğer yan delillerle kanıtlanması gerekir. Bununla beraber, çeki ciro yoluyla elde eden hamilin, aralarında akdi bir ilişki bulunmayan keşideciye karşı, temel ilişkiye dayalı olarak bir talepte bulunması da mümkün değildir. Ne var ki bu durumda keşideciye karşı, çekin zamanaşımı süresi dolduktan sonraki bir yıl 2010/12132-14460
içinde, Türk Ticaret Kanununun 730/14. bendi yollaması ile, çeklerde de uygulanması gereken ve aynı yasanın 644.maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz zenginleşme davası açılması mümkündür. Ancak, böyle bir dava, Borçlar Kanununda düzenlenmiş olan sebepsiz zenginleşme davası değil, kambiyo hukukuna dayalı bir dava türü olduğundan, bu halde çekin tüm yasal unsurlarını taşıması da zorunludur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; davacının, ciro yoluyla hamili olduğu, 11.7.2007 keşide tarihli, 16.000,00 TL bedelli çeke dayanarak, davalıyla birlikte dava dışı … ve … aleyhine 14.1.2008 tarihinde ilamsız takip başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine de itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, ilamsız takibin, çekin zamanaşımı süresi dolduktan sonraki bir yıl içinde başlatılmış olması karşısında, çekin yasal unsurlarını taşıması halinde uyuşmazlığın, …nun 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Davanın “alacak” davası olarak açılmamış olması da, sonuca etkili değildir. Nitekim, HUMK.nun 76. maddesi uyarınca davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Ne var ki, çek aslı dosyada mevcut olmadığından, takip konusu çekin yasal unsurları taşıyıp taşımadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece, öncelikle çek aslı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, çekin yasal unsurları taşıdığının tespiti halinde, uyuşmazlığın, 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çözümlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının ayrı bir dava açabileceğinden bahisle, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı taraf yararına BOZULMASINA, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.