YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4218
KARAR NO : 2011/3961
KARAR TARİHİ : 30.06.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle “Yerel bilirkişi beyanları ile tutanak bilirkişi beyanlarının çeliştiği, davalılar dayanağı olan tapu kaydının gereği gibi mahalline uygulanarak öncesinin kimden kaldığının kesin olarak saptanmadığı belirtilerek taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının mahalline uygulanması, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanık dinlenmesi, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanından kalıp kalmadığını kesin olarak saptanması, ortak miras bırakandan kaldığının saptanması halinde mirasçılar arasında zamanaşımının işlemeyeceğinin düşünülmesi, parsel maliklerinin açık kimlikleri ve pay oranlarının hükümde gösterilmesi, yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi 5 pay kabul edilerek 1/5’er pay itibarı ile … mirasçıları, … mirasçıları, … mirasçıları, … mirasçıları ve … mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … … mirasçıları … ve … … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyiz eden davacı … ’a kararın tebliğ edildiği tarih olan 04.01.2006 tarihi ile temyiz tarihi olan 07.03.2006 tarihi arasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1. maddesinde öngörülen temyiz süresinin geçtiği belirlenmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01.06.1990 tarih 1989/3 Esas ve 1990/4 sayılı Kararı ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/4. maddesi gereğince davacı … …’ın temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE,
2- Davacı … … vekilinin temyiz itirazları yönünden ise, Mahkemece, tespit dayanağı olan K.evvel 1309 tarih ve 54 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarının sabit olup taşınmazları kapsadığı, tapu kayıt miktar fazlasının ise kök muris Akçaoğlu … tarafından tespit tarihinden itibaren 40 yıl önce imar ve ihya edilerek kazanıldığı ve
… mirasçıları arasında yapılan bir paylaşım da bulunmadığı kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli değildir. Mahkemece davanın kabulü yönünde verilen ilk karar Dairemizin 15.03.1988 tarihli bozma ilamı ile tapu kaydının uygulamasının yetersiz olduğu ve yöntemince kayıt uygulaması yapılması gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozmaya uyulduğu halde bozma kararının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Tapu kaydının miktarı ile taşınmazlara ait olduğu temyiz dilekçesi içeriğine göre davacı tarafın da kabulündedir. Ne var ki tapu kaydının kapsamı sabit sınırları tespit edilmek sureti ile tam olarak yöntemince belirlenmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınırlar esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydı sınırları düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli böylece tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, tapu kaydı kapsamında kalan yerin tespit gibi tesciline karar verilmesi gereği düşünülmeli, kaydın dışında kalan bölüm yönünden ise bu bölümün imar ve ihya edilip edilmediği, edilmiş ise kim tarafından ve kimler adına imar ve ihya edildiği, bu bölüm üzerindeki zilyetliğin kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı bilgi alınmalı, kayıt miktar fazlası olan bölümün davacı tarafça imar ve ihya edildiği ve zilyetliğin davacı tarafça sürdürüldüğünün anlaşılması halinde davacının taşınmazların 1/2 payla amcası … ve babası … mirasçılarına ait olduğunu iddia ederek dava açmış olduğu, … adına dava açma ehliyetinin bulunmadığı göz önünde bulundurularak davanın yöntemince dava konusu edilmiş olan 1/2 payla sınırlı olarak görülmesi, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.