YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6171
KARAR NO : 2011/3660
KARAR TARİHİ : 20.06.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Yetersiz inceleme sonucu verilen hükmün isabetsiz olduğu belirtilerek taraf tanıkları, yerel bilirkişiler ve teknik bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılarak taşınmazın başlangıcında ne durumda bulunduğunun, kimden kime, ne şekilde intikal ettiğinin, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçiminin araştırılması, teknik bilirkişilerden gerekçeli rapor alınması, mahkemece ulaşılacak sonuç ile tutanak içeriğinin çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmek suretiyle çelişkinin giderilmesi bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı ziyletliği yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Yerel bilirkişi ve tanıklar soyut beyanlarında taşınmaz üzerinde 20 yılı aşkın zilyetliğin bulunduğunu açıklamışlardır. Ancak, kadastro tespiti 2004 yılında yapılmış olup; uzman bilirkişi raporlarında keşif günü taşınmaz üzerinde 40 yaş civarında çok sayıda doğal yetişmiş kızılçam ağacının olduğu, buna karşın taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarından bir tanesinin 20, diğerlerinin ise 10 yaşında bulundukları bildirilmiştir. Teknik bilgiye dayanan uzman bilirkişi raporları karşısında soyut içerikli yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemeyeceğinden; çekişmeli taşınmazın genel niteliğinin, zilyetlik yoluyla iktisaba uygun bulunmadığının ve süre yönünden de iktisap koşulların oluşmadığının kabulü gerekmektedir. Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi zorunludur. Hal böyle olunca mahkemece; taşınmaz üzerinde mevcut zeytin ağaçlarının yeri, sayısı, yaşı, dikildikleri tarih belirlendikten sonra, davanın reddi ile çekişmeli taşınmazın tespit gibi davalı Hazine adına tesciline ve taşınmaz üzerindeki muhdesatın kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar vermek gerekirken; yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.