Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/20962 E. 2013/19781 K. 25.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/20962
KARAR NO : 2013/19781
KARAR TARİHİ : 25.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, aidat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili sendikanın Ağrı Belediyesinde toplu iş sözleşmesinin tarafı yetkili sendika olduğunu, davalı kuramca bir kısım sendika aidat alacağının ödenmediğini, 2821 sayılı Sendikalar Kanu’nun 61. Maddesine göre üyelerden kesilen ve kesilmesi gereken üyelik aidatı ile üye olmayanlardan kesilen veya kesilmesi gereken dayanışma aidatlarından ibaret olan bu alacağın davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmesine göre belirlenmiş sürede sendikaya ödenmesi gerektiğini, ödenmesi gereken tarihten bu yana bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte hesaplanması gerektiğini iddia ederek aidat alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119’da aranan şartları taşımadığını, dilekçenin reddi gerektiğini, zamanaşımı definde bulunduklarını, faiz türü talebinin yerinde olmadığını, davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ifade ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının 154.381,98 TL sendika aidat alacağı ana parası, 41.206,11 TL faiz alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanı ile işlemiş faiz miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakati aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.” İkinci fıkrasında ise “Borcun ifa edileceği gün müttefıkan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilirken aynı Kanun’un 84. maddesinde; “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” düzenlemesi yer almıştır.
Bütün bunlara ek olarak Toplu İş Sözleşmesinin “Sendikal Ödentiler başlıklı 15. maddesine göre işveren sendikaca verilen listeler uyarınca takip eden ilk ücretlerinden gerekli kesintileri yaparak en geç tahakkuk tarihini takip eden 7 gün içinde sendikanın hesabına yatırmak zorundadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
a)Davalının toplu iş sözleşmesinin özellikle sahtecilik nedeniyle geçerli olmadığına dair iddiası bulunmaktadır. Dosyada bulunduğu belirtilen Sulh Ceza Mahkemesinin değişik iş dosyası dosya kapsamında yer almamaktadır. Şu halde mahkemece öncelikle söz konusu soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılması ve sonucunun beklenmesi, eğer sonuçlanıp kesinleşmişse dosyasının aslı ya da onaylı örneğinin denetime elverişli olacak şekilde dosya kapsamına dahil edilerek bir değerlendirmeye tabi tutulması gereklidir. Mahkeme tarafından eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
b)2821 sayılı Kanun’un 61/1. maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 sayılı Kanun uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilerek ve bildirilen banka hesabına yatırılmasını istemesi gerekir.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmelidir. Bu konuda bir düzenlenme yoksa taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda yukarıda belirtilen yetki belgesi alan işçi sendikasının yetki belgesine konu işyeri ya da işyerlerinde çalışan üye listesi, aidat miktarı ile banka hesap numarasının davalı işverene gönderildiğine dair bilgi ve belge bulunmamaktadır. Eğer davacı sendika tarafından bu bildirimler yapılmamışsa toplu iş sözleşmesindeki temerrüt tarihlerine göre faize ve dolayısıyla işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi mümkün değildir. Şu halde mahkemece öncelikle 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesinde yer alan bildirimlerin işverene yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra faiz ile ilgili karar verilmelidir.Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
c)Diğer taraftan 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesinde belirtilen “en yüksek işletme kredisi faizini” uygulayan tek banka Türkiye Kalkınma Bankası olduğundan bu banka yerine en yüksek işletme kredisi faizlerinin Türkiye İş Bankası verilerine göre hesaplanması da doğru olmamıştır.
d)Son olarak mahkemece ulaşılan sonuca göre de, hükme esas alman bilirkişi raporundaki hesaplama şekli de açık ve denetime elverişli değildir. Toplu iş sözleşmesinin 15. maddesi hükmü dikkate alınarak talep dönemine ilişkin işçi ücretlerinin tahakkuk tarihleri tespit edilerek takip eden 8. günler temerrüt tarihi olarak belirlenmesi ve bundan sonra her bir ay için belirlenecek aidat tutarının dava tarihine kadar işlemiş faizinin hesaplanması gerekirken bunun yapılmaması da hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.