YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4168
KARAR NO : 2012/21381
KARAR TARİHİ : 27.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Ağustos 1994-Nisan 2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı …’nda 1994 yılı Ağustos ayından 2004 yılı Nisan ayına kadar kesintisiz geçen ve eksik bildirilen 506 sayılı Yasaya tabi çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının 01.07.1994 tarihinden 31.03.2004 tarihine kadar davalı … Başkanlığında çalıştığının kabulü ile eksik bildirilen sürelerin tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hakdüşürücü süreden bahsedilemeyeceği açıktır. Yerleşik Yargıtay görüşü, birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı, çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır. Bu nedenle işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki kısmi bildirimin aksinin eşdeğer belgelerle ispat edilebileceği, ayrıca tespiti istenen dönem içerisinde askerlik yapılmışsa, askerlik süresi içinde iş aktinin askıya alınması sebebiyle askerlik bitimi ile tekrar eski işe dönülmekle çalışmaların kesintisiz sürdürüldüğü hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmektedir.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Ancak mahkemece davacının, kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Belediyeden davacı adına ilk olarak 16.01.1995 tarihli olmak üzere 16.02.1996, 15.01.1997, 20.04.1998, 17.05.1999, 16.02.2000, 16.02.2001, 15.02.2002, 20.03.2003 ve 17.01.2004 tarihli işe giriş bildirgelerinin verildiği, davacının hizmet cetvelinden davalı işyeri tarafından davacının ilk olarak 17.05.1999 tarihinden itibaren çalışmasının bildirildiği ve dava dışı 7494.36.01 sicil numaralı Kars ilinde bulunduğu anlaşılan bir işyerinden davacının 02.01.1995 tarihinden itibaren 16 gün çalışmasının bildirildiği anlaşılmış olup, davacının başka işyerinde geçen ve kuruma bildirilen çalışmalarının davacının davalı işyerinde kesintisiz çalışmadığını gösterdiği ortadadır, bu sebeple davada davalı işyerinden verilen ilk işe giriş bildirgesinden (16.01.1995 tarihinden) önceki çalışmalara ilişkin istem bakımından hakdüşürücü sürenin geçtiği hususu göz önünde bulundurulmadan karar verilmesi ve davacının 1994 yılı Ağustos ayından 2004 yılı Nisan ayına kadar olan çalışmalarının tespitini istediği ve davalı işyeri tarafından 2004 yılı 1.döneminde davacının bildirilen 79 günlük çalışmasının yanı sıra 49 gün daha çalıştığının tespitine karar verilmekle davacının talebi aşılmış olup tüm bu hususlar bozmayı gerektirmektedir.
Yapılacak iş; Kamu kurumu niteliği taşıyan ve bu nedenle çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olan davalı işyerinin tüm ücret bordrolarının getirtilerek davacının ücretinin nasıl ödendiği hususu tespit edilmeli, Kamu Kurumu olan işyerinde kaytıların bulunamaması veya çalışmanın kayıtlara geçmemesinde haklı bir neden bulunması halinde davacı adına verilen 16.01.1995 tarihli işe giriş bildirgesi dikkate alınarak hak düşürücü sürenin belirlenmesi ile davacının talebi ile bağlı kalınarak gerçek çalışma olgusunu, işyeri kayıt ve belgeleri dışındaki somut ve inandırıcı delillere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden Aralık Belediye Bakanlığı’na iadesine
27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.