Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/4052 E. 2011/3805 K. 23.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4052
KARAR NO : 2011/3805
KARAR TARİHİ : 23.06.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 102 ada 445 ve 108 ada 12 parsel sayılı 29694.10, 441.09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve taksim nedenleri ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazların miras bırakan babası … ’den intikal ettiği ve miras payının kendisine verilmediği iddiası ile miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş bu hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, davacı vekiline temyiz harç ve masraflarını yatırmak üzere gönderilen muhtıranın gereğinin süresi içinde yerine getirilmediği gerekçesi ile temyiz talebinin reddine dair ek karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Temyiz dilekçesi ekinde mevcut harç makbuzu suretinde davacı vekilinin bu dosyaya ilişkin temyiz harçlarını temyiz tarihi olan, 19.08.2009 tarihinde yatırdığı anlaşılmış olmakla mahkemenin ek kararı yerinde görülmediğinden kaldırılmasına,
2- Davacı vekilinin hükmün esasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince, Mahkemece, temyize konu olan 102 ada 445 ve 180 ada 12 parsel sayılı taşınmazların davalının babası … …’den miras yolu ile davalıya geçen yerler olup tarafların ortak miras bırakanı … ’nin taşınmazlarda hakkı olmadığı kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu hususuna ile ilişkin olup, davalının eşi … …’den mi yoksa tarafların ortak miras bırakanı … ’den mi intikal ettiği yeterince araştırılmamıştır. Ayrıca davacı vekilinin 26.12.2008 tarihli tanık listesindeki tanıklardan … ve … dinlenmiş, diğer tanıklar ise dinlenmemiştir. Davacı vekilinin dinlenmeyen tanıklarını dinletmekten vazgeçtiğine dair dosyada beyanı da mevcut değildir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taşınmaz başında yaşlı, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ile taraflarca bildirilen tüm tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ortak miras bırakan … ’den mi, yoksa davalının babası … …’den mi intikal ettiği etraflıca sorulup maddi
olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tutanağın edinme sütununda yazılı beyanlara aykırı sonuca varılması halinde tutanak bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenmeli, beyanlar arasında çelişki olması halinde yöntemince giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 23.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.