Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/7963 E. 2012/863 K. 07.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7963
KARAR NO : 2012/863
KARAR TARİHİ : 07.02.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı …, 11.02.2003 tarihinde vefat eden ortak miras bırakanı … …’in, 65 ve 66 parsel sayılı taşınmazlarını muvazaalı olarak davalılardan …’e devrettiğini, davalı …’in ise bu taşınmazları 1995 yılında 3. şahsa sattığını, yine murisin 374, 894, 3125, 3127 ve 4527 sayılı parselleri davalı …’e, 3129 parseli ise davalı …’e hibe ettiğini, daha sonra 3129 sayılı parselin iyiniyetli olmayan davalı …’e devredildiğini; temliklerin, kendisinin saklı payını ihlal etmek kastı ile gerçekleştirdiğini belirterek; ihlal edilen saklı pay dikkate alınmak suretiyle aynen veya işleyecek yasal faizi ile birlikte tenkisine, davalılar … ve …’in kötü niyetli olarak birlikte hareket etmiş olmaları nedeniyle bu davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemi ile dava açmıştır. Davalılar, yapılan satışların gerçek olduğunu, davacının saklı payının ihlal edilmediği gibi, murisin saklı payı ihlal kastının da bulunmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 94108.68 TL’nin tercih tarihi olan 04.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece açılan tenkis davasının süresinde olduğu; davalı tarafın, muris tarafından denkleştirme yapıldığına ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı, muris tarafından davacı tarafa miras payını denkleştirme amacıyla yapılan herhangi bir tasarrufun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf, muris tarafından yapılan satışların gerçekte satış değil hibe olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise temliklerin satış yoluyla gerçekleştiğini belirtmiştir. Mahkemece tarafların ileri sürdükleri bu iddialar değerlendirilmeksizin, muvazaa iddiası konusunda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın, yalnızca hukukçu bilirkişiden alınan rapor ile yetinilmiştir. Ayrıca sabit tenkis oranının hesaplanması sırasında murisin temlik dışı terekesine dahil olan 3667 parselin değeri dikkate alınmamış; murisin temlik dışı terekesi, muris tarafından davalı …’e 4527 parselin 1/3 payı devredilmiş olduğu halde bu taşınmazın tümünün değeri dikkate alınarak ve davacının yasal miras payının 1/3 yerine, 1/4 olduğu kabul edilmek suretiyle hesaplanmış ve bunun sonucu olarak sabit tenkis oranı yanlış hesaplanmış; dosyada bulunan iki rapor arasında tercih tarihindeki fiyata ilişkin önemli fark olmasına rağmen, yeni bir keşif yapılmak suretiyle çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle murisin taşınmazları gerçek satışla mı, yoksa hibe yolu ile mi davalı tarafa temlik ettiği araştırılmalı, bu amaçla 65 ve 66 sayılı parsellerin davalı …’e satışına ilişkin akit tablosu getirtilmeli, taşınmazların objektif değeri tespit edilerek akit tablosundaki değer ile karşılaştırılmalı; dinlenmeyen taraf tanıkları dinlenmeli, temliklerin gerçek satışa konu olduğunun anlaşılması halinde tenkis davasına konu olamayacakları değerlendirilmeli; hibe edilmiş oldukları sonucuna varıldığı takdirde murisin saklı payları ihlal kastı ile hareket edip etmediği araştırılmalı, hibenin bu kasıtla yapıldığı sonucuna varılması halinde, yukarıda belirtilen eksiklikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle, gerekirse hukukçu bilirkişiden sabit tenkis oranının tespiti için gerekçeli rapor alınmak suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, belirtilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, sağlar arası tenkise konu kazandırmalarda, saklı payın en yeni tarihli kazandırmadan en eski tarihliye doğru geri gidilerek tamamlanmasına ilişkin TMK’nun 570. maddesi kuralının ihlal edilmesi ve tenkis davalarında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı halde davalıların tenkis alacağı ile yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu tutulmaları da isabetsiz olup, davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine,
07.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi