Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20300 E. 2012/21077 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20300
KARAR NO : 2012/21077
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

Davacılar … vs vek.Av. … ile Davalı Limak İnş San Tic AŞ vek.Av. … aralarındaki tazminat davası hakkında Ankara 19.İş Mahkemesince verilen 28/06/2011 gün 17-504 sayılı kararın Bozulmasına ilişkin Dairemizin 17/04/2012 gün ve 13880/6342 sayılı ilamına karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi.Gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

1-İstem, maddi yanılgının düzeltilmesine ilişkindir.
Maddi yanılgının varlığı halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ve maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Mahkemece verilen 28.06.2011 tarihli karar, Dairemizin 17.04.2012 tarih, 2011/13880 esas-2012/6342 karar sayılı kararı ile bozulmuş,davacılar vekilinin 31.05.2012 tarihli maddi hatanın düzeltilmesi talebini içerir dilekçesi üzerine dosya yeniden Dairemize göndermiştir.
Dosya kapsamanıdaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden;Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilen zararlandırıcı olaya ilişkin alınan kusur raporlarından 30.07.2010 tarihli raporda davalı işverenin %60 oranında kusurlu olduğu,12.11.2010 tarihli kusur raporunda ise davalı işveren kusur oranının %25 olduğu belirtilirken,25.03.2011 tarihli raporda işveren kusur oranının %40 olarak belirtildiği,09.06.2011 tarihli hesap raporunda son alınan kusur raporunda belirtilen %40 oranındaki davalı kusuru dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve davacının Kurum tahsisleri ile tüm zararının karşılandığı anlaşılmış,Mahkeme gerekçesinin incelenmesinde ise açıkça davalı işverene %25 kusur izafe eden 12.11.2010 tarihli rapora itibar edilerek maddi ve manevi tazminatların kararlaştırıldığının belirtildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca,Mahkemece hükme esas alınan raporun 12.11.2010 tarihli davalı işverenin %25 oranında kusurlu olduğunu belirten rapor olduğu açıktır ve Dairemizin 17.04.2012 tarih, 2011/13880 esas-2012/6342 karar sayılı Bozma kararında maddi hata ile belirtildiği üzere 25.03.2011 tarihli kusur raporunda belirtilen oranlar dikkate alınarak Mahkemece karar verilmediği ortadadır.Bu açıklamalardan olarak davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilmeli, Dairemizin 17.04.2012 tarih, 2011/13880 esas-2012/6342 karar sayılı Bozma kararı kaldırılmalıdır.
2-Dava,20.08.2008 tarihinde geçirdiği iş kazasıda vefat eden sigortalının haksahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davalarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu kapsamda;olay tarihi,tarafların kusur oranları ile tüm dosya kapsamına göre tüm davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarları fazladır.
Kabule göre de;
1- Maddi tazminatın reddi, davacıya ödenen gelirlerin peşin sermaye değerlerinde yargılama sırasında meydana gelen artışlardan kaynaklandığından, reddedilen maddi tazminat miktarı için davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmemesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi ,
2- Kabul ve red edilen manevi tazminat miktarları üzerinden her davacı için ayrı ayrı avukatlık ücreti hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hükmolunan manevi tazminatların toplamı üzerinden karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 17.04.2012 tarih, 2011/13880 Esas-2012/6342 Karar sayılı Bozma kararının maddi hata nedeniyle kaldırılmasına.Ankara 19.İş Mahkemesinin 2010/17 Esas-2011/504 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan diğer nedenlerle BOZULMASINA, 26.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.