Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3846 E. 2011/1289 K. 15.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3846
KARAR NO : 2011/1289
KARAR TARİHİ : 15.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 46 parsel sayılı 1726.17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın ortak muristen geldiği ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 106 ada 46 parsel sayılı taşınmazın payları oranında davacı ve davalı adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın, tarafların kök murisi Musa’dan kaldığı, mirasçıları arasında usulüne uygun olarak yapılmış taksim olmadığı, davacı tarafın, bir kısım mirasçıların miras payını satın aldığı kabul edilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazın miras bırakandan intikal ettiğini, kendisinin de miras payı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı ise 3.kişiden satın aldığını savunmuştur. Mahkemece çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, davalı tarafından 3. şahıslardan satın alınıp alınmadığı, ortak muris Musa’dan geliyor ise ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği konularında yapılan araştırma yetersizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler, tarafların delil listelerinde isimleri yazılı tüm tanıklar, önceki keşifte beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişi ve tanıklar ve tespit bilirkişilerin tamamı ayrı ayrı dinlenilip bu şahıslardan, taşınmazın öncesinin kimden geldiği, ortak kök muris Musa’dan geliyor ise ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, davalının murisi Durmuş tarafından 3. şahıslardan satın alınıp alınmadığı 01.11.1937 tarihli senedin taşınmaza ait olup olmadığı, taşınmaz ortak muris Musa’dan geldiğinin anlaşılması halinde, Musa terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşma var ise taşınmazın kime isabet ettiği, her bir mirasçının miras payına karşılık olmak üzere hangi taşınmaz ya da taşınmazların isabet ettiği ve akibetlerinin ne olduğu, taşınmaz ortak muris Musa’dan geliyor ve taksime konu olmamış ise, bir kısım mirasçıların miras paylarının davacı tarafa satılıp satılmadığı, taşınmazın kim tarafından ne suretle kullanıldığı, etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri muristen intikal eden ve mirasçılar adına tespit edilen taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile denetlenmeli toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre, dosyaya nüfus kayıtları ve veraset ilamları getirtilmeksizin davacı, davalı ve paydaşları adına tescile karar verilen payların, neye göre belirlendiğinin açıklığa kavuşturulmamış olması da isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.