Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3657 E. 2012/2722 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3657
KARAR NO : 2012/2722
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 21 parsel sayılı 1264,91 metrekare, 111 ada 22 parsel sayılı 1183,27 metrekare, 111 ada 23 parsel sayılı 932,34 metrekare, 143 ada 7 parsel sayılı 3522,78 metrekare ve 12…, … ile …, …, …, .. ve … adına tespit edilmiştir. Davacı …, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddi ile çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsamadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de: yapılan araştırma ve inceleme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı keşif sırasında, çekişmeli taşınmazların bulundukları Deşti ve Bejsida mevkilerine ait Ağustos 300 tarih ve 112, 116, 120, 123 numaralı tapular ile birlikte başka tapu kayıtları sunmuştur. Yine davacı tarafından dava dilekçesinde vergi kaydına dayanılmış olup dosyada Deribiri mevkiine ait 16.12.1936 tarih 63 tahrir numaralı vergi kaydı bulunmaktadır. Çekişmeli 111 ada 21, 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazların tespit dayanağı olan 01.05.2003 tarih ve 1, 2 ve 3 sıra numaralı tapu kayıtları Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.2000 tarih ve 1999/25-2000/9 sayılı kararı ile; 123 ada 233 ve 143 ada 7 parsel sayılı taşınmazların tespit dayanağı olan 07.08.2003 tarih ve 1 ve 2 numaralı tapu kayıtları ise Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.10.2002 tarih, 2002/20-29 sayılı kararı ile hükmen oluştuğu anlaşılmaktadır. Mahkemece sözü edilen tescil dosyaları getirtilmemiş, tarafların tutundukları kayıt ve belgeler yöntemince uygulanmamış, çekişmeli taşınmazların komşu parsellerine ait tutanak örnekleri ve dayanakları getirtilmemiş soyut içerikli beyanlarla yetinilmiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. O halde doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler, tespit dayanağı davacı tarafın tutunduğu tüm kayıt ve belgeler
tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, tesisi tescil ilamına dayandığı anlaşılan tapu kayıtlarına ait dava dosyaları getirtilmeli, taraflardan iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri sorulmalı, bu şekilde dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi huzuru ile yeniden her bir taşınmaz başında ayrı ayrı keşif yapılmalıdır. Keşifte taraftarın dayandığı tapu kayıtlarının haritası mevcutsa 3402 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca kaydın kapsamı haritasına göre belirlenmeli, haritasının olmaması halinde yerel bilirkişilerden kaydın mevkii ve sınırları hakkında tek tek bilgi alınmalı, vergi kaydı uygulanmalı, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama imkanı tanınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, fen bilirkişisinden, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından gösterilen mevki ve sınırları haritasında göstermesi istenmeli, kayıtların kapsamı kesin olarak saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişiler ve tanıklardan zilyetliğin başlangıç tarihi, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı, kimin ne zamandan beri ne suretle zilyet olduğu, hususlarında ayrıntılı bilgi alınmalı, tescil ilamı ile oluşan tapu kayıtlarının tescil davasında taraf olmayan kişiler yönünden bağlayıcı olmayacağı göz önünde tutulmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde 3402 sayılı Yasanın 3/1. maddesi uyarınca tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi gerektiği düşünülmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar yerine getirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davacı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.