Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/21942 E. 2013/19783 K. 25.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21942
KARAR NO : 2013/19783
KARAR TARİHİ : 25.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 06.10.2009 tarih ve 33106 sayılı çoğunluk tespiti kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, sendikanın Bakanlığa yetki tespiti için başvurduğu günden itibaren üç gün içerisinde üyelik fişlerini işverene göndermesi gerekmesine rağmen göndermediğini, Osman Kavuncu Caddesi’ndeki fabrika satış mağazası işyerinde bulunan dokuz adet işçinin yetki tespitinde dikkate alınmadığını, başvuru tarihinde sendika üyesi gözüken bazı işçilerin işyerinden çıkışının yapıldığını, her üye gözükenin kendi işçileri olmayabileceğini iddia ederek olumlu ve yetki tespitlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili, davacı şirketin iddiaları asılsız olduğunu, fabrikanın satış mağazasında dokuz adet işçisinin bulunduğu iddia edilmekte ise de kayıtlarda böyle bir işyerinin bulunmadığını, üyelik fişlerinin üç işgünü içinde işverene bildirilmemesinin yetki tespitinin iptalini gerektirmeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …-İş Sendikası, başvuru tarihi itibariyle toplam çalışan sayısının 178 olduğunu, bu sayı esas alındığında sendikanın çoğunluğa sahip olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/4. maddesine göre, işçi mevcudu arasındaki altı işveren vekilinin toplam işçi sayısından düşülmesi gerektiğini, başvuru tarihi itibariyle işyerindeki sendika üye sayısının 94 olduğunu işe iadelerine karar verilen üç işçinin de eklenmesi ile üye sayısının 97’ye yükselmiş olacağını, şirkete ait Kayseri, Osman Kavuncu Caddesi’nde bulunan satış mağazasındaki dokuz işçinin işyerindeki işçi sayısına eklenmesi gerekeceği yolundaki itirazın yerinde olmadığını, çoğunluk tespiti başvurusunun “işyeri” düzeyinde yapıldığını, ayrıca satış mağazanın farklı bir işkolunda yer aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak işkolu tespitlerinin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 5/2 maddesi gereğince bekletici mesele yapılamayacağı, şirket ortaklarının hesaplamada dikkate alınamayacağı, davalı sendikanın işyerinde çoğunluğu sağlayıp yetkili sendika olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6356 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında “Ocak 2013 istatistiklerinin yayımlandığı tarihe kadar, Bakanlığa yapılmış olan yetki tespit başvuruları ile taraf oldukları bu Kanunun yürürlüğünden önce imzalanmış toplu iş sözleşmesi Ocak 2013 istatistiklerinin yayımı tarihinden sonra sona erecek olan sendikaların, bir sonraki toplu iş sözleşmesiyle sınırlı olmak üzere yapacakları yetki tespit başvuruları mülga 2822 sayılı Kanunun 12’nci maddesine göre Bakanlıkça yayımlanmış Temmuz 2009 istatistiklerine ve mülga 2822 sayılı Kanunda belirtilen hükümlere göre sonuçlandırılır.” denilmiştir. Dava tarihinden sonra 10.01.2013 tarihinde hükme yeni bir cümle eklenmiştir. Söz konusu cümle ise, “Ancak, en son yayımlanan 2009 istatistiğinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi için başvuru hakkına sahip işçi sendikalarının 7.11.2012 tarihinde ve sonraki bu fıkraya göre yapacakları yetki tespit talepleri, 41 inci maddede yer alan işyeri veya işletme çoğunluğu şartlarına göre sonuçlandırılır.” şeklindedir.
Belirtilen hükümler uyarınca somut olay bakımından yetki tespit başvuruları mülga 2822 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile Temmuz 2009 istatistiklerine ve yine 2822 sayılı Kanunda belirtilen hükümlere göre sonuçlandırılacaktır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi ve Grev Lokavt Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrasında, “Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasında, “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde onunun (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) üyesi bulunduğu işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinin her birinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının kendi üyesi bulunması halinde bu işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir. İşletme sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak nazara alınır ve yarıdan fazla çoğunluk buna göre hesaplanır…” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 13. maddesinde, “Bir toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazıyla başvurarak kurulu bulunduğu işkolunda üye sayısı itibariyle yüzde on (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) oranını sağladığının belirlenmesini ve sözleşmenin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinde başvuru tarihinde çalışan işçiler ile üyelerinin sayısının tespitini ister. İşçi sendikası kendisinde bulunan üyelik fişlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki için başvurduğu tarihten itibaren üç işgünü içinde işverene vermek zorundadır.
Çalışma Bakanlığı, kayıtlarına göre sendikanın çoğunluğu haiz olması halinde, toplu iş sözleşmesi yapma başvurusunu işyerindeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikalarıyla taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene başvurunun alındığı tarihten itibaren altı işgünü içinde başvuru tarihindeki kayıtlara göre bildirir. Çoğunluğu haiz olmadığının tespiti halinde bu bilgiler sadece başvuran sendikaya aynı süre içinde bildirilir.” denilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı sendikanın başvuru tarihi olan 27.08.2009 tarihinde davacı şirket işyerinde 187 işçiden 94 tanesini üye kaydetmesi nedeniyle yetkili sendika olduğunun davalı bakanlıkça tespit edildiği görülmektedir.. Yine davacı şirket ile davalı sendika arasında davacı şirketin işyerinin girdiği işkolu konusunda uyuşmazlık bulunduğu, bu uyuşmazlığın ise yargıya intikal ettiği ve yargısal sürecin halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1-Mahkemece işkolu tespiti ve buna karşı açılan davaların 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince bekletici mesele yapılamayacağı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmiştir. Şu halde öncelikle 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasının zaman bakımından uygulanmasının tespiti gereklidir. Söz konusu hüküm kanun yürürlüğe girdikten sonra yeni başlayan yetki süreçlerinde ortaya çıkan işkoluna ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanma kabiliyetine sahiptir. Dolayısıyla hükmün mevcut uyuşmazlıkta bu yönden uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla işkolu tespitine itiraza ilişkin yargısal sürecin sonuçlanmasının beklenmesi gerekmekte olup, bu konudaki davanın bekletici mesele yapılmaması hatalıdır.
2-Bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak nitelikte, açık ve denetime elverişli olması gereklidir. Bilirkişi raporunda ulaşılan sonuca nasıl ulaşıldığı anlaşılabilmeli ve sağlaması yapılabilmelidir. Somut olayda bilirkişi raporunda başvuru tarihindeki işçi ve üye sayıları sadece rakamsal olarak tespit edilmiştir. Oysa denetime elverişli olacak şekilde başvuru tarihinde çalışan işçilerin ve üyelerin isim isim listelenmesi ve sendika üyelerinin üyelik tarihi ile varsa üyelikten ayrılma neden ve tarihlerinin, başka sendikalara üyelikleri söz konusu ise bunlara ilişkin üyelik tarihleri ve varsa üyelikten ayrılma neden ve tarihlerinin gösterilmesi gereklidir. Ancak bu biçimdeki bir bilirkişi raporunun açık ve denetime elverişli olabileceği, tarafların somut itirazlarına kaynaklık edebileceği unutulmamalıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık ve denetime elverişli olmaması da isabetsizdir.
3-Mahkemece verilen ilk kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 2010/20167 esas, 2010/18860 karar sayılı kararla bozulduğu görülmektedir. Bozma gerekçelerinden bir tanesi de “…başvuru tarihinde çalışmadığı iddia edilen ,Recep Güney ,Sedat servi ,Bekir …, Mustafa Varlık isimli isçilerin, işe giriş çıkış tarihlerini gösteren belgeler ilgili yerlerden dosyaya getirtilmeksizin, tarafların iddia ve savunmaları üzerine durulmadan…” karar verilmesidir. Dosya kapsamında Recep Güney ve Bekir …’a ait kayıtlar getirtilmesine rağmen Sedat Servi ve Mustafa Varlık’a ait kayıtlara rastlanılmamıştır. Bu itibarla bozma kararının gereği tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.