YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26667
KARAR NO : 2013/19741
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ise ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, sair ödenmemiş işçilik alacağının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığı, hafta tatilinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışma yapıldığının, hafta tatilinde, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de, anılan çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece, tanık beyanlarına itibarla, davacı işçinin fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına yönelik talepleri hüküm altına alınmıştır. Davacının, şehirlerarası nakliyat işinde tır şoförü olarak çalıştığı sabittir. Davalı vekilince, takograf kayıtları zayi olduğundan bahisle sunulmamıştır. Anılan çalışmaların varlığı bakımından dosyada başkaca değerlendirmeye elverişli yazılı işyeri kaydı da bulunmamaktadır. Davacı tanıklarının ise, davacının işinin niteliği gereği, anılan çalışmalar hakkında görgüye dayalı bilgilerinin bulunması beklenemez. Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğinin günlük yasal araç kullanma ve dinlenme sürelerine ilişkin sınırlamaları karşısında, dosya kapsamına göre, davacı tarafça anılan çalışmaların varlığı kanıtlanamamıştır. Kaldı ki, işyerinde kilometre başına prim ödenmesi uygulamasının bulunduğu da anlaşılmaktadır. Anılan nedenlerle, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olmuştur.
2-Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, davalı işverence dosyaya “izin formu” başlıklı, davacı işçinin bir kısım yıllık izin süresini kullanma talebinde bulunduğuna dair imzalı belgeler sunularak, belgede belirtili izin sürelerinin kullandırıldığı savunulmuştur. Mahkemece, anılan belgelerin talep mahiyetinde olması, işçiye talep edilen iznin kullandırıldığını kanıtlar nitelikte olmaması sebebiyle belgelere itibar edilmemiş ise de, davacı asilin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 169 ve devamı maddeleri uyarınca, belgelerde belirtili izin sürelerini kullanıp kullanmadığı hakkında isticvap olunmadan sonuca gidilmesi hatalıdır.
Diğer taraftan, dosyaya sunulan fesih ayına ilişkin ücret bordrosunda yıllık izin ücreti tahakkuku bulunmaktadır. Mahkemece, Yapı ve Kredi Bankasından 14.07.2011 tarihli yazıyla, işçinin ücret ödemelerinin yapıldığı hesaba ilişkin dökümler istenilmesine rağmen, Bankaca yazıya cevap verilmemiş, nihayetinde hesap ekstreleri dosyaya celp edilmemiştir. Anılan nedenle, ilgili bankadan hesap ekstrelerinin celp edilerek, ücret bordrosundaki yıllık izin ücreti tahakkukunun ödenip ödenmediğinin tespiti gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmadan anılan tahakkukun nazara alınmaması hatalıdır.
Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı işçinin hak kazandığı brüt yıllık izin ücreti alacağından, damga ve gelir vergisi kesintilerinin yapılmasıyla yetinilerek, alacağın net miktarı tespit edilmiş, Mahkemece, bilirkişi raporunda belirtilen net tutar hüküm altına alınmıştır. Gerek 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 77. maddesi, gerekse 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi uygulaması açısından, yıllık izin ücreti prime esas kazançlar içerisinde olup, işçi payına düşen prim kesintilerinin nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenerek hüküm altına alınması hatalı olmuştur. Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.