YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7731
KARAR NO : 2011/6965
KARAR TARİHİ : 03.11.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sırasında 219 ada 10 parsel sayılı 11463.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, tapu kaydı ve irsen intikal nedenine dayanarak tapu kaydının iptali ile miras bırakanı … mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayanmış olduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı ve yerel bilirkişilerce de uygulanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydı tescil ilamı ile oluşmuş olup tescil krokisi dosyada mevcuttur. Ancak tapu kaydı 3402 sayılı yasanın 20. maddesinde belirtilen yönteme göre mahalline uygulanmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği sorulmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait tutanaklar dosya içerisine getirtilmeli, dava konusu taşınmazın batısında bulunan 219 ada 8 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak ve varsa dayanak belgeleri dosyaya getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunması halinde haritaya itibar edilmeli, tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, sabit sınır bulunabildiği takdirde uygulama bu sınıra göre yapılmalıdır. Bu amaçla, tapu kaydında yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek göstertilmeli, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı belirlenmelidir. Tapu kaydının taşınmazı kapsamadığı sonucuna varıldığı takdirde dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın halen kim tarafından zilyet edildiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varılması halinde tüm tespit bilirkişileri taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 03.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.