YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5065
KARAR NO : 2013/5638
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda Beldesi Yukarı Mahalle çalışma alanında bulunan 159 ada 237 parsel ve 160 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 9842,40 ve 8687,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, hibe, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı İbrahim oğlu … adına tespit ve tescil edilmiş, 07.5.2009 tarihinde yapılan satış ile davalı… oğlu …’e intikal etmiştir. Davacı …, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 159 ada 237 ve 160 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapularının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespit gününe kadar davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği ve taşınmazların davalı …’e tapuda yapılan satış bedellerinin rayiç değerin altında bulunduğu, bu nedenle muvazaanın varlığının kabulü gerektiği düşüncesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar üzerinde kadastro tespit gününe kadar davacı yararına iktisap koşullarının gerçekleştiği doğru olarak mahkemenin de kabulündedir. Ancak, çekişme konusu taşınmazların 2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı … adına tespit edildiği, 2009 tarihinden tapuda yapılan satış ile davalı …’ün malik olduğu sabittir. Somut olayda üçüncü kişi konumunda bulunan …’nın satın aldığı taşınmazın satış değerinin düşük olması, tek başına satışın muvazaalı olduğunun kabulü için yeterli değildir. TMK’nın 1023. maddesi hükmünün öngördüğü koşulların gerçekleşmesi halinde davalı …’nın iktisabının korunması gerekir. Ne var ki mahkemece … yönünden bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmamış taşınmazın başında yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları ve yerel bilirkişilerin tapuda kayıt maliki olan …’nın kötü niyeti konusunda beyanları alınmamıştır. TMK’nın 1023. maddesinde “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur”, aynı yasanın 1024/1. maddesinde ise “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” hükmü yer almıştır. Kötüniyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmadığı “Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmaz malı iktisap eden kimseye karşı Medeni Kanunun 931. maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptal davalarında, dava açma iradesinin iktisabın kötüniyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı; kaldı ki, öyle olmasa bile buradaki kötüniyet iddiasının hukuki mahiyeti itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan her zaman ileri sürülebileceği” ilkeleri 08.11.1991 tarih l990/4 Esas, l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, aynı kararın gerekçesinde de kötüniyetin mahkemece re’sen nazara alınacağı benimsenmiştir. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle son kayıt maliki …’nın, ediniminde kötüniyetli olup olmadığı yönünde duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırma yapılmalı, taşınmazların başında yeniden yapılacak olan keşifte davacı tanıkları ve yerel bilirkişiler hazır edilerek davalı …’nın kötüniyetli olup olmadığı ve taşınmazın davacıya ait olduğunu bilebilecek durumda bulunup bulunmadığı hususlarında olaylara dayalı ve ayrıntılı beyanları alınmalı, beyanlar arasında çıkabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan nispi karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.